Kar Aydınlığı, Kadir Ünal
yağmur çiseliyordu serinlik hayat veren bir şeydi yeni taşınmıştık istanbula uzak bir yerden gelmiştim sonra kar yağmaya başladı elbette hayra […]
yağmur çiseliyordu serinlik hayat veren bir şeydi yeni taşınmıştık istanbula uzak bir yerden gelmiştim sonra kar yağmaya başladı elbette hayra […]
burada sızı kalıntısı çekicin örse değdiği yerde çiçek bile açmazmış annesiz çocuk kabirleri ölü güneşlerin sürüklendiği kapkara gökyüzü tuz basılmış […]
kaleler yaptım bağrıma bastığım taşlardan ateşler yaktım burçlarına, resmini yaptım saçlarımdan sen şimdi uzaklardan bakıyorsunya gelip otursan karşıma, sabaha kadar […]
gelsen ve gökten inciler indirsen yaralarıma gülünce uçurtmalar inmiyor gökyüzünden her gören bir daha bakıyor dişlerinin beyazlığına kuşların konacak […]
sorma öğrenmeye kalkışma aşkın diyalektiğini çünkü her dağ göründüğünden daha büyüktür bir bakarsın bir şarkıya bile yenilebilir insan ne şahanlar […]
elleri su burcunda maviye koşan sevda kuşları yağmurun gizini serimler akşamın serinliğinde üsküdarın alacası yazmalarda çiçeğe vurulur güllerin cengi başlarken […]
gelme dedikçe gözyaşlarıma dadanan dünya yaralı ve keskin bir ışık unutturmuyor kendini parça parça olmuş lambalar bağbozumu artığı ağlıyor hakikat […]
dokunsan da okunsan da ağlamayacak aşkın güvertesinde kör bir alakarga ne lazım ilaç denizin ortasında kargaya bu kör kuyuları havuç […]