sorma öğrenmeye kalkışma aşkın diyalektiğini
çünkü her dağ göründüğünden daha büyüktür
bir bakarsın bir şarkıya bile yenilebilir insan
ne şahanlar vurulur köprü başında ne ırmaklar köpürür
mehmetlerin yavuklusu sıra dağlar ardında kalır
kırk kat karanlığa gömülmüştür erguvanlar
bir türlü gelmez beklenen yaz güzdür her gelen gün
sevilmez artk kimseler kan kusar bütün türküler
heyhat çekilmez olur bahçeler dost meclisleri
buzdandır tutulmayan o el bütün bakışlar yarım
göğüste fışkın gibi açması beklenen saklı çiçektir
gider ağlarsın bir beyaz gelinliğe ki hiç giyilmemiştir
değirmenler döner başında kan kırmızı akşamlar öğütür
kimse bilmez dağbaşlarında yanan ateşin
tutuklu sabahların saklı sevdalara vurgunluğunu
kemikkıran bir fırtınadan sağ çıkmak gibidir
isli lambaların arkasında salınan hayal taciri
bir ürperti kristal bir düğüm sırrı çözülemeyen
