yağmur çiseliyordu serinlik hayat veren bir şeydi
yeni taşınmıştık istanbula uzak bir yerden gelmiştim
sonra kar yağmaya başladı elbette hayra yormalıydım
o gün bütün kelimeler yemyeşildi ve gülümsüyordu
bunu yalnız ben görüyordum kimseye söyleyemezdim
çok sonra anladım kelimeler de dökülürmüş yaprak gibi
onları uykusuz kaldığım gecelerde yalvararak suladım
onların bazılarının hançer olacağını nerden bilebilirdim
ancak avuçlarımı kanatarak körelttim bazılarını
öyle inatçıydı ki bir kısmı kalbimde bir ileri bir geri
sultanların savaşa giderken atlarının kuyruğunu
bağladıkları gibi ben de saçlarımı arkadan bağladım
galip çıktığım ilk savaşta ganimetim tek bir öpücüktü
şimdi bütün gecelerimi dolduran bir ay sima ileyim
çok geceler ayı kıskandıran sohbetler ettik onunla
bazen ay çıkmazdı gündüzler bile güneşsizdi
sevgilim demeye dilin varmazdı ve bu eritirdi beni
reva görüldüğüm kireç kuyusu fıkırdayarak şöyle dedi
“bitirdim sandığın vakit başladığını göreceksin”
onsuz uyandığım her sabah çok biçimsiz oluyorum
çünkü gülen her resmi kar aydınlığı gibiydi benim için
bir gülüşün güneş kadar aydınlatacağını bilmezdim
oysa o kalbimdeki güneşi söndürmeye yemin etmişti
ya da bana öyle geliyordu öyle söylüyordu içimdeki ateş
böylelikle başucumda karanlıkla yaşamamı istiyordu
her gözümü kapadığımda bembeyaz dişlerini görüyorum
ilk defa erkek oldum beni öptüğünde sen ilk defa kadın
sanki böylece dünyanın en güzel şiirin yazmıştık seninle
şehir asıl rengine kavuşuyordu ateşi bile tutabilirmişiz gibi
hele başım dizlerinde uykuya daldığımı düşününce
kar beyazı bir gelinlik seriliyordu ufkuma boylu boyunca
yakamdaki kırışığı düzeltmiştin kocanmışım gibi o gün
şimdi ellerin göğsümde kalbime uzanıyor sökmek için
gam yemem avuçlarına boşalsa kanım sımsıcak akıverse
sonra ben damarlarından içeri süzülüp otursam kalbine
kapılarını açsa rüzgar salıversem saçlarımı dağlara doğru
inkar ettiğim ne varsa gelip otursa yanı başımıza
yıkılsa dünyanın direkleri dudaklarım dudaklarına değince
her güldüğünde mevsim yeni bir ilk bahar oluyor esirgeme
istanbul senden bütün renkler maviden ibaret yanımdayken
sakın ağlama okyanuslar mora keser kalmaz beş kıta
sakın ağlama ellerin dünyalar yaratmaya teşne avuçlarımda
yıldızlar yağdırır gözlerin ben bile yıldız olurum bakınca
gülünce dualar dolaşır dilimde cevap bulur bütün sorular
bin Azrail öldüremez beni bin ağacın dalına asılsam bile
bir ünlemi öper gibi öperim her resminin ağzından
ölümsüzlüğü tadarım kaygılar buharlaşır ellerini tutunca
