ÖMÜR
Bir köşeye büzülmüş oturuyordu. Hayret ettim. Sanki erkeklere taş çıkaran o heybetli Osmanlı kadını gitmiş; yerine omuzları çökmüş, kamburu çıkmış, […]
Bir köşeye büzülmüş oturuyordu. Hayret ettim. Sanki erkeklere taş çıkaran o heybetli Osmanlı kadını gitmiş; yerine omuzları çökmüş, kamburu çıkmış, […]
Edebiyatın basılı dergiler üzerinden kendini biçimlendirdiği bir dünyanın çocuklarıyız. Kâğıdın ve matbaanın kişisel tarihimiz üzerinde bile uzun ve etkili bir […]
hiç iyileşmeyecek böyle anlatsam, böyle bir boşluktan aşağı
böyle karanlığı çağıran orman, say ki büyük çiçekler oydum..
Esasında en büyük mutluluğu, dünyadan yakasını kurtarıp da evine …
Dil, en kısa biçimde…
Düştüm düşler peşine acılar biriktirdim
Sağanak yağmurların ardından gittim Lanetler okudum lanetlendim…
Anne deyince sen, içim erpidi
yani ne oldu? Dünya ile aram
açıldı. İnsanlar uzaklaştı. Dağ
küçüldü, deliğinden geçe geçe iğnenin…
Gülek’li Yanık Memet, hurdacıydı. Adana Seyhan’daki hurda dükkânını açana değin, onyedi senesokak sokak gezdi, çöplerden naylon, kâğıt, demir…
Kaybettiğim bir eşyamı aramadan bulmuşum gibi: Aaa! Bu benim değil miydi? Bu bana ne kadar da benziyor üçte ikisi su Bu benim gibi…
Türkçe kimsenin umurunda değil. Akademide kayıp türkçeyi arıyorum! Nadiren buluyorum, bulunca da ümitleniyorum. Anlaşılmamak, zor anlaşılmak edebiyat eserlerinin özellikleri arasında sayılabilir…