Edebiyatın basılı dergiler üzerinden kendini biçimlendirdiği bir dünyanın çocuklarıyız. Kâğıdın ve matbaanın kişisel tarihimiz üzerinde bile uzun ve etkili bir geçmişi var. Hurufat tezgâhından (harflerin bir sıra ve düzene göre kutucuklar içinde yer aldığı tezgah) dijitale geçiş çok hızlı oldu.

Edebiyatın pek yüz vermediği, edebiyatçının ise henüz küçümsediği sanal dünya, bir taraftan göğün altındaki her insana her an ulaşmanın mümkün olduğu yönünde insanı ham bir ümide düşürecek kadar geniş imkânlar sunarken diğer taraftan hiç kimseye rastlanılmayacak kadar tuhaf bir boşlukla karşılıyor bizi.

Gelecek kâğıdın mı olacak, internetin mi?

Dünya nereye gidecek bilemeyiz. Ama bir tahminde bulunabiliriz.

Bizim toplumda zihin genellikle devlet eliyle şekillenir. Devlet önden gider, akabinde aydınlar ve millet toparlanıp yürüyüşe çıkar.

Devlet çoktaaan internete geçiş yaptı. Mesela Resmi Gazete matbaada basılmıyor artık. Resmi Gazete’ye bakmak isteyenlerin internete girmekten başka şansı yok. Mevzuatın kâğıda dökülmesi uygulamasına da epeydir son verildi. Kanunlar dijitalde artık. Devasa mevzuat birikimine bir tıkla ulaşmak mümkün. Devletin muhasebesi de yakın zamanda tamamen sanallaşacak. Muhasebe diliyle söylersek “kanıtlayıcı belgeler” bile sanallaşmaktan kendini kurtaramayacak. Islak imza tarihe karışıyor, artık e-imza yavaş yavaş hayatımızda yer alıyor. Devlet e-imzaya çoktan geçmiş durumda.

Devlet gidiyorsa toplum duracak değil ya o da peşinden gidecek. Dedik ya, bizim zihin tarihimiz genellikle böyle şekillenmiş; önce devlet görmüş, dokunmuş, tatmış, peşinden okur-yazarlar… Sonra da halk.

Sanal imkanların kâğıdı unutturması mümkün olacak mı bir gün?  Neden olmasın. Diviti unutan dolma kalemi de unuttu. Kalemin yerini artık bilgisayar tuşları aldı. Mesela bu satırların yazarı yaklaşık yirmi yıldır kalemle bir yazı yazdığını hatırlamıyor. Gerek yok ki.

İnsan, realitenin yıkıcılığı karşısında tutunamaz. Bu tür durumlarda yaratılışın dili realitenin dilidir.

Kil tableti unutan insanlık papirüsü de unuttu; parşömeni unutan insanlık kâğıdı neden unutmasın.

Sezai Karakoç’un o güzelim mısralarını hatırlamanın tam yeri:

Kağıt endüstrisinde

Müthiş bir gerileyiş tekniği

Papirüs

Mermer

Tuğla

Ceylan derisi

Kumaş

Odun

Saman

Kepek

(Hızırla Kırk Saat, 6. Bölüm)

Sekiz yüz yıl geriye git kâğıt yok. Bir o kadar da geriye git parşömen yok. Dahası var; insanlık tarihinin milyon yıllarla dile getirildiği bir süreçte bin yılların ne hükmü var ki.

Basılı dergiciliğin şimdilik saygınlığını sürdürdüğü muhakkak. Edebiyat dediğimizde hâlâ basılı dergiyi, kitabı anlıyoruz büyük oranda. E-kitap henüz yeterli bir yaygınlık kazanmış değil. E-dergi ise daha da gerilerde. Ama şöyle tuhafın tuhafı bir gerçekle iç içeyiz: Basılı dergiye ve kitaba saygı duyuyoruz lakin ömür suyumuz internet ırmağında akıyor. Karşı karşıya kaldığımız dijital gerçek, saygımız sayesinde varlığını sürdüren basılı yayını yıkıncaya kadar bu böyle sürüp gidecek.

Basılı yayın ile sanal yayın arasındaki temel çekişme sanırım kayıtların muhafazası noktasında oluyor. Sanal dünyada yer alan bir metin üzerinde en azından yetkili konumda bulunan kişi tarafından değişiklik yapılması, silinmesi, yok edilmesi mümkün ve çok kolay.  Oysa basılı yayında yer alan bir metni o yayının tamamını yok etmediğiniz sürece değiştirmek imkânsızdır. Bu değişmezlik durumu sanırım basılı yayına olan saygının gerekçelerinden biridir. En azından şimdilik. Günün birinde değiştirilemezlik durumu ve güçlü arşivcilik geliştirildiğinde sanal dünyaya artacak olan güven basılı yayının sonunu getirecektir.

Renkli sinemaya geçildiği yıllarda siyah beyaz sinemanın erdeminden bahseden yönetmenlerden birinin sözlerini hatırlıyorum. “Bakın” demiş onlardan birisi “göreceksiniz renkli sinema daha iyi olmayacak”. Siyah beyaz sinema tarihe karıştı, gitti.

Tarihin ve realitenin bu akış tekniği, bizi yeniden düşünmeye ve boşluğu delercesine sunduğu geniş imkânlarıyla bizi yüzleşmeye doğru sürüklüyor.

Sadeimge.com, edebiyat dergiciliğini sanal dünyada gerçekleştirme denemesidir.

Bakalım süreç ne gösterecek.

Saygılarımızla.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir