annem bana küsmüş
elindeki karpuz dilimiyle
yanağında
ortanca pembesi,
yuvarlak ve duru gözleriyle,
temmuz sıcağında
gece rengi saçlarında sitem
buklelerinde peri masalları
ankalar, kaf dağları, süt kokuları…
sargıda saklı kırık kol
kimsesiz bir akşam üstü
saatin tam ortasında
annem bana küsmüş
duman, çiçek, maske üçgeninde
hafızasını silmiş
bütün yorganları göğe sermiş
valse kalkınca bulutlar
kelimeler ağzında
annem bana küsmüş
düşünce yağmur, naylondan ayakkabılarına
incelmiş ruhunun evi
donmuş tebessümü
bakışlarında pas rengi
çiviler çakılınca tabutlara
annem bana küsmüş
