üst akıl gözlerimizin içine oturdu

bulandırdı beyazımızı

on ikiden önce

portakalları severdik

cebimizde merhamet merhemi vardı

on ikiden sonra

karası arttı

ağlarken gözümüzün

 

yün eğirir gibi yavaşladı duygular

başımız kumlarda

rehavetle sevişir olduk

renklerimizden vurdu bizi batılı bir kertenkele

oysa

arizonayı filmlerden bilirdik

 

kimliklerimize mürekkep döktüler

karıştık

gölge olduk fark etmeden

ruhumuz ve genlerimiz el eleydi ruh üflenirken

tanrıya küs kalamadık hiç

 

avucumuzdaki hegemonya zehirledi bizi

kafesli gömlekleri giydik kendi arzumuzla

daraldı çok katlı evler

balkonlara sıkıştırdık türlü çiçekleri

onları da üst akılla suladık

renk renk açarken dalları

kökleri çürümüştü

fark edemedik

 

kılık değiştirmişti

siyahla el sıkışmıştı

kokusuna yenik düştük

görmedik

göremedik

turuncu renge yenildik

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir