“Bu cümleler belki sizi etkilemedi.” dedi ve son sahne bitti.
Ayla, devlet tiyatrosunda çalışmaya başlayalı üç yıl olmuştu. Tiyatroya âşık biriydi. Çok çalışmış, bu hayali gerçekleştirmişti. Çalıştığı ekip arkadaşlarıyla arası da gayet iyiydi. Ekipte kendisi hariç altı kişi daha vardı. Sahneledikleri oyunlar dışında da hep görüşüyorlardı. Öyle ki hepsi birbirinin jest ve mimiklerine bakarak ne demek istediklerini anlıyordu. Bu durum oyunlarına olumlu olarak yansıyordu.
Ayla, oynadığı rollerin hakkını verirdi. Her kalıptan elbiseye girebilen bir esnekliği vardı. O gün sahnenin sonunda söylediği repliğe takılmıştı. “Belki bu cümleler sizi etkilemedi.” Bu cümle zihninde dönme dolap gibi gidip geliyordu. Normalde oynadığı oyunların yazarlarına bakardı. Bu kez hiç dikkat etmemişti. Şimdi bu cümleyi yazanı içten içe merak ediyordu. Bunları düşünürken önündeki yokuşu çıkmış, tramvay durağına gelmişti. Durakta beklerken sahne arkadaşı Semih’i aradı. Uzunca çaldırmasına rağmen Semih telefonu açmadı. Rehberine baktı. Bu kez de Feride’yi aradı. Feride yorgun bir sesle “Efendim Ayla, biraz
acelem var ama seni dinliyorum.” dedi. Ayla, alelacele son oynadıkları oyunun yazarının kim olduğunu sordu. Aldığı cevap onu şaşırtmıştı. Hiç aklına gelmeyen birine aitti. O sıra tramvay gelmişti. Tramvay beklediğinden sakindi. Şimdi bir köşeye çekilip rahatça düşünebilecekti. Nasılsa eve varması bir saati bulacaktı. Oturur oturmaz zihindeki düşünceler dansa başladı. Nasıl olurdu, bu kadar etkileyici bir oyunu, hatta o vurucu cümleyi o kişi yazabilirdi. Bu,
aklının ucundan bile geçmeyecek bir şeydi. Ayaklarının ucuna baktı. Dalıp gitmişti. İçinden geçeni yapıp yapmamakta kararsız kalmıştı.

Eve geldiğinde saat sekizi geçmişti. Hemen bir şeyler hazırladı. Yemeğini yerken kararını vermişti. Yorgundu ama bu merakı gidermenin başka yolu yoktu. Tekrar dışarı çıkacaktı. Duşunu aldı ve aklındakini gerçekleştirmek için hazırlandı. Nasıl olsa Hasan, orda olacaktı.
Hasan, o cümleyi kuranın arkadaşıydı. Hasan’la aynı yerde çalışıyorlardı. Bunları düşünürken hızlıca merdivenleri indi ve bir taksi çevirdi.
Yetişmişti, Hasan daha çıkmamıştı. Kalan son birkaç işini yapıyordu. Yanına gitti.Hal hatır sorduktan sonra mevzuyu anlattı. İsmini birkaç kez Hasan’dan duyduğu ama Ayla’nın hiç görmediği temizlikçi Ali yazmıştı oyunu ve oyun çok iyiydi. Eğitimini almadığı halde nasıl bu
kadar güzel ve etkileyici yazabilmişti. Bütün bunları öğrenmek için o kadar yolu geldiğini anlattı Hasan’a. Hasan üzgün bir şekilde Ali ile çok samimi olmadıklarını, hakkında çok az şey bildiğini söyledi. “İşini bitirir bir köşeye çekilirdi. Ara ara kitap okur, elindeki deftere bir
şeyler karalardı. Demek bu oyunları yazarmış.” dedi.
Ayla “Ee şimdi onu nerede bulabilirim?” diye heyecanla sordu
Hasan, Ali’nin işten ayrıldığını, başka bir şehre gittiğini söyleyince Ayla’nın gözlerindeki şaşkınlık ve hayal kırıklığı okunabiliyordu. Dışarıda hafif bir yağmur başlamıştı. Her yere halka halka toprak kokusu yayılıyordu.
Ayla kendi kendine “Bu cümleler belki sizi etkilemedi.” diyerek dışarı çıktı ve durağa yürüdü.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir