ey kamburum
sırtıma konmuş tacım
toprak olmak üzere olan
topraksız bir kralım
sayende
ey kamburum
“çarşambadır çarşamba” diye tempo tutan
bir düğün kalabalığından yadigârsın
neden sırtlandım seni
ve sen sırtımda yükseldin
sen sırtımda dev bir bensin
benliğimin küçüklüğünü hatırlatan
bir mürebbiyesin bana.
ey kamburum
kendini sahile vurmuş bir balina kadar yalnızsın
yeni mekânında
sırtım kadar yakın ve
sırtım kadar görünmezsin bana
