Nedir aşk, şiirlerin ötesi hedefe tutulmuşsa

Yokluğunu hatıradan başkası unutturmamışsa nedir

O bir güvercin bakışı, tan yeri heyulası

Aklımı devirir gündüz uykusunda hasretin çağaltısı.

Bu hengamede, bu imgeler örüntüsünde

Düşlerimi gerçeğin karaltısıyla boğan nedir

 

Sevinci yokladım yazgının sinir uçlarında

Boşluğuma sokuldu veda bulutunun titrek gölgesi

Boşluk dedim, yani şu koca dünya, yalnızlığın yanında ne ki

Ve kalabalıklar…

Küfürler savuranlar, maskeli dolaşanlar, hayalet kılıklılar

Korktum biçimsiz ifadelerine el sürmekten

Lekenin etime bulaşmasına izin vermekten

Tutuşmuş ruhumdan alevi çalmasından korktum ki aydınlığımdır o

 

İnsan sayhası göğsümün oluklarına akmaya değmezdi ya

Gelmezdi sözler aşka dursa da, yeminin tutunduğu menzil

Sana sapasağlam inancım, gözlerindeki sisi görmezdi

Dayandığım dalın inceliğini farkedemezdim

O aşk derimi hırçın dalgalarda parçalayan

Beni hüsran kuyusuna ipsiz bırakan insan benliğim

hatadan yapılma, biraz da düşmektenim

Kalbim bin parçaya ayrılagelsin

Yerden yere vursun beni yalanın sinsi samimiyeti

O savaş yeri, umut darbelerinin eskittiği gövdeme hile serpmesin

Yenilgi çilesini kahır katmerlesin fakat

Düşmek beni eğriltmesin

Ağlasam da gururumu çiğnetmeyeyim

Çünkü karanlık beni çepeçevre kuşattığında

kaybımın kalbim olduğunun bilincindeyim

 

 

Gün ışığı gül yaprağını dağların kucağına uzattığında

Haziran sofrasında bir gün doğumu vakti

Yıldızların çehrendeki manzarasına hayrandım ben

İçimde sonsuz kaygıyı yerinden eden güvenle

Sana korkumdan söz etmiştim

sevginin sadra düştüğü an sensizliğin beni ezmesinden

Çiçeğin sudan, suyun deryadan vazgeçmesinden

Ruhun ten peşine düşmesinden

Ne çok ürkmüştüm bir bilsen

 

Halbuki hepimiz Allah’a muhtaçtık

Sevginin ondalığa vurulmayacağını

Saf hissin hiçbir hamlede mat edilmediğini

İnsanın açtığı yaranın merheme razı gelmediğini

İyileşmenin kabullenmekle sahileştiğini

Her seçmimde kimliğimi yeniden var ettiğimi

Sevmek içimde yer edinirken keşfettim

Çünkü gönül, kabının büyüklüğü kabilinde yorulur

sevmek, yoruldukça dinlenmektir

Duyguyu hâr edip üstüne şefkat demlemektir

Kusurun efsunlu ikliminde büyülenmektir

Yaradılışın berrak suyundan huy edinmektir

 

Değil mi ki ruhu besleyen bir arayış hikayesidir

Neticeye vardıkça genişleyen soru ve

O ilk aşk, dudakların düğümü

Yaşam mağluplarının silinmez kaderidir

Kim esirgerse kendini, o varoluşuna eksik

Kim kaçtıysa savaşmaktan o yıldız yoksuludur

Beni korkumdan hür kıl ey yaslandığım yıldızın ve gecenin sahibi

Göğsümün hırpalanmış izinden huzuruna merdiven daya

Ki tanıyayım nedir aşk nedir yaşamak

 

 

 

 

 

 

 

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir