doğrusu bir gerekçemiz yok
ardında peşi sıra giderken günlerin
gideceksen yine git ama git erken gel
ve sıkı tutun dönerken
bundan çok kısa zaman öncesi, başımda kavak yelleri
eserken, ben “sen, sen” diyerekten yanıldım
ilk yanılgım değildi
denetimli serbestlik şartıyla saldılar
dönüp dolaşıp gidemeyişlere denetimsiz
derdestlik itirazım tahkimden döndü
varsın dedim bütün mümkünler uzakta
kalsın. varsan kalmasın
kalbim, yarım akıllı bir çocuk
hüküm giydim onu büyütememekten
katlim vaciptir. senin iç hukuk yollarını
tüketememekten
çok konuştun orada dur demeyerekten
kesiyorsun lafımı
konuş istiyorum. susma, istemiyorum
çok sustun orada dur, demeyerekten
patriyarkadan, gorki’den ama ilkin
uzak yolculuklara çıkmaktan
konuşmamız gerek. belki bir gün ilkin'den
her birinden ya da bahse yokum hiçbirinden
sözlerini sakınanlarla baş başa
sözgelimi senle ben baş başa
uzun uzadıya bir yolculuğun
büyük ihtimallerinin küçük
çıkmazlarıyla savaşıyoruz. serap onlar
biz çölde bile değiliz
bile bile ladeste miyiz ya da
efil efil esen bir kafeste
ne kadar dışarı çıkmak istesem
zaman o kadar aheste. hep başa saran
başa sardıkça ağlatan o mahur beste
çalar. biz seninle uz aklaşırız
hep orada duran bir şey vardı,
bir gün bir yerlerde yaşanacak olan,
hani artık hep o yerlerde duracak olan
ve alıp onu başımızdan atmayı istesek de
ne sen
ne ben
beceremeyeceğiz bunu
diye bir şey
gerisi lüzumsuz şeyler.
