Antolojiler kabristanında, divanlar dolusu şiir yazıp da geride bir ismi olmayan nice bin şair vardır. Dün bugün, bugün de yarın olacağından sanmayın ki günümüzdekiler de onlardan farklı olacaktır. Sel gider kum kalır misâli, herkes birşeyler karalayarak sırasını savmaya çalışıyor ve bu kubbede “bâkî kalan” hoş bir sada bırakmak istiyor.  

Gökkubbenin altında hoş sada bırakıp bir şiirle adını tarihe yazdıran ölümsüzlük divanında yer alan şairler de çoktur. Bursalı Tâlib (ö. 1706) onlardan biri meselâ. Başka hiçbir şey yazmasaydı bile bu şiir onu yaşatmaya yeter. Sözkonusu metin şöyle:

Çeşm-i insâf gibi kâmile mîzân olmaz

Kişi noksanını bilmek gibi irfân olmaz

Eylesen her ne kadar tûtîye ta’lîm-i lisân

Sözü insân olur ammâ özü insân olmaz

Olgun bir insan için adaletten daha büyük bir ölçü yoktur. Kişinin kendi eksikliğinin farkına varması kadar büyük bir irfan olamaz. Papağanı eğiterek istediğini söyletebilirsin; söylediği şey, senin öğrettiğin olabilir ancak bu onun insan olması anlamına gelmez. “Ayn-ı kemâl imiş kişi bilmek hatâsını” diyen Şair Haşmet’e (ö. 1768) göre kendi hâl ve hareketlerine bakan kişi, eksiklerini başkalarına bakmadan kendi zâtında görür:

Zâtında görür sûret-i noksân u kusûrun

Ayine-i ahvâline her kim nazar eyler

Keçecizâde İzzet Molla (ö. 1829) konuyu daha bir özetleyerek, marifet ve hüner kişinin sadece kendi eksiklik ve noksanlarını bilmesi, kendi nefsindeki ayıplarını görmesidir der:

Kendi aybın bilmedir ancak hüner

Hersekli Arif Hikmet de (ö. 1903) Haşmet gibi, kolay olmamakla ve nefse söz geçirememekle beraber insanoğlunun kendi noksanını itiraf etmesini olgunluk olarak niteler bir şiirinde:

Bir kemâlin var ise mu’terif-i noksân ol

Derk-i acz eyleme her âkile idrâk yeter

Maksat ilimse diyor Leskofçalı Galib (ö. 1867), diğer şairler gibi seslenerek, kendini bilmeyen adam gibi bilgisiz ve cahil bir kimse olamaz:

İlm ise maksad eger ârif-i nefs ol Gâlib

Kendini bilmeyen âdem gibi nâdân olmaz

Ahmed Midhat Efendi’nin damadı olan ve döneminde muarızlarına karşı kadim şiiri tek başına savunan Muallim Nâcî de (ö. 1893) bir beytinde Haşmet ve Hersekli gibi, akıllı insanların kendi noksanını itiraf etmekten çekinmemesi gerektiği görüşündedir:

Çekinme âkil isen i’tirâf-ı noksândan

Emîn ol delidir aklının kemâlinden

Aklının kemâlinden emin olan kişi bilin ki delidir. Yine Nâcî bir mısraında, bildiğini zanneden, bilmekten dem vuran insanın kendi kendisinin yabancısı olduğunu anlatmak ister:

Bil ki bilmekten dem urmak bilmemektir kendini

Kişinin kendini bilmesi ve irfan, insanoğlu için ne büyük bir nimet ve süstür. Sümbülzâde Vehbî’ye (ö. 1809) göre câhilin sırtındaki kaftanı çıkardığın zaman ortalıkta ana uryan kalır:

Zîver-i zât gerek yoksa kalır üryân ten

Câhilin çıksa o zerrîn kabâ dûşundan

Aslında kendini bilen akıllı kişiler kendi işini yaptıklarından başkasının kusurunu araştırmaya vakit bulamaz ve çok konuşmazlar. Yaptıkları iş onların aynası sayılır. Nev’î-zâde Atâyî’nin (ö. 1635) dediği gibi, bilen kimseler ırmaklar gibi deryaya varınca sus pus olurlar: 

Söyleyenler kendisin bilmez bilenler söylemez

Cûylar çün vardılar deryâya hâmûş oldular

Öyle ya mevsimine göre kendi bölgesinden coşarak akan, önüne ne gelirse götüren nice dere ve nehrin suyu denize kavuşunca hükmünü yitirir ve artık esâmisi bile okunmaz olur. Behresine bir şeyler düşen kişiler bunu birden bire sergileme aceleciliğinde bulunmazlar. Ancak içi boş olan ve irfandan nasibine az şey düşen kimseler kendini göstermek için öne atılmaya çalışır. Seyyid Vehbî (ö. 1736) bu tipleri tarif ederek, eğer bir hünerin varsa bunu hemen gösterme eğilimine girme, okyanus misâli cevherini içinde sakla, alıcısı bir gün nasıl olsa onu mutlaka bulacaktır, der:

Misâl-i bahr derûnunda saklayıp güherin

Hüner-nümâlığa meyl etme var ise hünerin

Allah insanı yücelten bilgi, irfan ve marifet nimetini bezm-i ezelde kullarına istediği gibi dağıtmış. Bir kısmında az, bir kısmında çok, bir kısmında yok. Nâbî’ye (ö. 1712) göre nasıl her duvarın altında bir hazine bulunmazsa her kişide de bu cevher olmaz:

Olur mu gevher-i irfân müyesser herkese Nâbî

Ne mümkündür k’ola gencîne her divarın altında

Bir kimsenin kısmetine irfan ve marifet hamurundan bir şey düşmemişse diyor Koca Ragıb Paşa (ö. 1763), o kişi görünüşte insan olsa bile aslında şeytandan farkı yoktur:

Tıynetinde her kimin olmaz hamîr-i ma’rifet

Olsa da sûrette âdem farkı yok nesnâstan

İnsanoğlu yaratılalı beri kendini aramakla meşgul. Bulanlar her zaman arayanlar olmuştur. Dünyayı “iki kapılı bir han” olarak yorumlayan Halk şiirimizin büyük ustalarından Âşık Veysel de kendisini bulamadığını söylüyor ve arayışına devam ediyor:

İnsan mıyım mahlûk muyum ot muyum

Ekilir biçilir bir nebât mıyım

Yoksa görünüşte bir sıfat mıyım

Hiçbir türlü bulamadım ben beni

Kadim şiirimizin büyük ustası Şeyh Galib (ö. 1799) arayış içinde olanlara “hoşça bak zâtına” diyor ve kâinatın gözbebeği olan insanoğlunu âlemin özü olarak yorumluyor:

Hoşça bak zâtına kim zübde-i âlemsin sen

Merdüm-i dîde-i ekvân olan âdemsin sen

Şeyh Galib’in iki dizelik bu beyti ile ilgili bugüne kadar kitaplık çapında nice makale ve yazı yazıldı. Bu şiir bize birtakım âyet-i kerime ve hadis-i şerifleri çağrıştırıyor. Eşref-i mahlûkat olarak her şey onun için yaratılmış ve onun emrine âmâde. Onun için sorumluluğu çoktur. Yücelerin yücesine tırmanmak da elinde, aşağıların aşağısına yuvarlanmak da. Kişi kendini bilmedikten sonra, Yunus Emre’nin (ö. 1328) dediği gibi ilim tahsil etmişsin, okumuşsun neye yarar! Bu kazandığının tümü bir yana, “hepisinden eyice bir gönüle girmektir”:

İlim ilim bilmektir ilim kendin bilmektir

Sen kendini bilmezsin yâ nice okumaktır

 Okumaktan ma’nâ ne kişi Hakk’ı bilmektir

Çün okudun bilmezsin ha bir kuru emektir

 Dört kitabın ma’nâsı bellidir bir elifte

Sen elifi bilmezsin bu nice okumaktır

 Yigirmi dokuz hece okusan uçdan uca

Sen elif dersin hoca ma’nâsı ne demektir

 Yûnus Emre der hoca gerekse var bin hacca

Hepisinden eyice bir gönüle girmektir

 

 

 

 

 

 

 

“Kendi Aybın Bilmedir Hüner” için 2 yorum

  • Çok güzel bir yazı olmuş, emeğinize yüreğinize sağlık kıymetli hocam.

  • Kaleminize , emeğinize sağlık Hocam.Bilmediğimiz nice beyitlerle tanıştırdınız bizi.Ziyâdece istifâde ettim, Allah râzı olsun, Rabbimiz sadece kendi noksânını, kusurunu görenlerden eylesin bizi.🤲🤗

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir