ağır ağır mırıldanan bir dilin
hükmünün peşinden koşmayacağım.
düşeceğim yeri kendim seçeceğim.
üstüne düşeceğim toprağı, kendim,
üzerime sürülecek atı bırakacağım.

gür buldu akan şelaleyi bulak!
ne idiyse söylenen öyle olmadı mı?
düz ve odun olan yandı da
eğri ve odun olan öylece kaldı mı?
üşüyen hiç olmadı mı ormanda?

ömrüm yelkovanın zırhını delene değin
ta sırtından ter olup akınca atımın terkisine;
ben, ömrüm, atım ve hu deyişim
(dedimse bir kere)
benden kondu ve benden göçtü dilim.

‘darda kalan ruhlara kifayetli Muhammed’
terinden gül koklayanlar genişledi
onları koklayanlar genişledi;
gül dibinde darda kaldı ruhum asi,
‘asi olan ümmete şefaat eden Muhammed’

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir