Bulutlar taşımaz küçük çocukları
Belki tekrarlanabilir hayaller;
Dejavulanabilir insanlar.
Fakat kaybolur pamuk şeker suya düşünce.
İnsan gibi tıpkı; aynı kalamaz, yitirir kendini.
Ne gök hep mavi kalır.
Ve pembeleşir muhtemelen.
Pişmanlık duymak fazla acı olur bu sarmal için.
Ne asfalt simsiyah durur yıpranmadan.
Unutulur akılda çakılı kalanlar!
Üstelik gök pembeleşmeden.
Yazılar silinmez mi Allah aşkına?
Söyleyin mürekkep eskimez mi?
Tükenmez tükeniyor işte
Kalan, sevinemez mi kaldığına?
Dağıldı taşlar.
Oturmadılar yerlerine hani!
Yıkıldı çıkışa giden yollar
Değişime el verildi mi?
Kaçmak istiyorum; ‘öteki düşünceler köyü’ne
Kaçmak en kolay yoldur; kutuplar yeşermeden
Hele çok geç olmadan, gitmek lazım gelmeden.
Özgürlüğe koşmak…
Kulağıma biri eğildi bugün:
” Kaçmak en hazin sondur. ” Dedi.
Kalanın unuttuğunu; bilmiyordu oysa,
En çok unutamayanın da, giden olduğunu…
