Akşama doğru bir söyleşi için okuluma yakın olan kıraathaneye yürüdüm bugün. Söyleşinin konusu yakın zamanda rahmete kavuşan Sezai Karakoç ve kıraathanenin konumu Öğretmenevi düğün salonunun yanıydı. Davetli konuşmacı Mustafa Köneçoğlu, moderatör Duran Boz hocamdı. Söyleşi tam zamanında başlamış akıcı bir şekilde ilerliyorken, katılımcıların dikkatleri konuşmaya yoğunlaşmışken kulağıma, düğün salonundan melodik şarkıların sesleri gelmeye başladı. Konunun ciddiyeti düşünüldüğünde tezat bir durumdu. Bu nedenle aklıma kıraathanenin konumunu belirleyen kişi geldi ( onun bu konumu belirlemesindeki sebep.) Sonra bu yerin birden fazla kişi tarafından belirlenebileceğini düşündüm ve söyleşinin ortasında yoğun dikkatimin kaydığını, yavaş yavaş dağıldığını hissettim. Bunu fark etmem sanırsam iki veya üç dakikamı aldı. Dinlemek yönündeki bu bir anlık dikkatsizlik beni rahatsız etti, kafamdakileri atmaya karar verdim. Pür dikkat kesilmemi sağlayan zihin dünyama minnet duyarak yeniden odağımı toplamayı başardım. Bundan sonra odak noktamı değiştiren hiçbir düşünceyi kafamın içinde tutmadım.
Konuşma, Sezai Bey’in entelektüel birikimiyle, küçük yaştaki büyük zekasıyla, Büyük Doğu’yla tanışmasıyla derin şekilde akıyorken, bizler için en az üç kere çay getiren, koşuşturup kimin çayı bittiyse tazeleyen, bu sebeple yorulan kıraathane çalışanı abiye teşekkür ediyorum. Liyakatle çalışanlara herkes gibi benim de hayranlığım var. Ve devam ediyorum.
Söyleşinin soru faslında, Necip Fazıl’dan esinlenen Sezai Karakoç ile Necip Fazıl arasındaki farkı tartışmaya başladık. Bu kısım zannımca haddinden fazla uzadı. Bu uzamanın sebeplerinden biri olan açıklamalarımdan pişman olduğumu hissettim. Ne diye uzadıysa diye düşünerek giden zamana üzüldüm. Neyse ki Mustafa Köneçoğlu ve Duran Boz hocalarım daha mühim meseleleri örnek göstererek söyleşideki zamanı iyi değerlendirdiler. Bir sonuca ulaştık. Tartışmada sorulan sorunun cevabı ayan beyan ortadaydı: Bu iki şair birbirinden karakter yönüyle ayrıydı.
En son, belleğime başlarda da hissettiğim verimlilik duygusunu işlemiş, mutlu bir şekilde söyleşinin bitişini izlemiştim. Sezai Karakoç ile ilgili kıraathanede katıldığım bu üçüncü söyleşinin diğerlerine nazaran daha verimli geçtiğini çekinmeden belirtebilirim. Karakoç’un, ilgi alanım olan felsefî ve sosyolojik boyutta anlatılması beni tatminliğe ulaştıran en önemli noktaydı. Güzel anlatımları için iki hocama da teşekkür ediyorum.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir