Canım sıkkın hiçbir şeye yaramayacak kadar
Önce özlemek adında
bir yeşil yaprak
Sonra sararmış, sonra dökülmüş
Kararıp çürümüş sonra
İşte öylesine bir döküntü sokak
Karnında bir oğulun damarlandığı kutsal Meryem
kupkuru çekirdeklerden göğeriyor su değince
tohum
dal ve yaprak
çiçek ve meyve
ve sen ve ben
olacak
Dağ dorukları aşkını çağırır durur
ne boyar sanırsınız göğe bu mavi rengi, bulutları, kuşları
elbette ki vurgun, kuşkusuz özlemek ve bükülen hasret sürüsü
yarına yatıya kalmak yani
konuk durmak ölüme
Gam çekme sarıkız
daha nice vakitler görürsün de
kaç şair öldürür
kaç şiir büyütür
bu toprak
Yanağında bir Meryem silueti
yüzün günahsız bakire yüzü
diyor: benimsin
diyor: bendensin
diyor: bizim oğulumuz..

Şiirlerinizi okudukça korkularım azalıp yerini huzurlu bir dinginlik alıyor, ölüm korkusu ölmek arzusuna kaybetmek korkusu kendini bulmaya, yalnızlık korkusu yalnız kalma arzusuna dönüşüyor… şu an yıkık dökük iki katlı ahşap evlerin olduğu başında solgun ışığıyla sokak lambası duran dar bir sokakda akşam karanlığında yerde ki yağmursuyu birikintisine düşüp ordan yeşererek çıkan kuru bir yaprağın sevdiğinin yüzüne değmesi gibi hissettirdi
Yarına yatıya kalmak
Konuk durmak ölüme
Eşsiz bir imge. Ölüm hiç
Bu kadar berrak ve korkusuz anlaşılamadı. İnsan bir mutlu misafir gibi adeta Endülüs’te zil şal ve Gül gibi.
Yüreğinize sağlık kıymetli üstadım
İliğine kadar bir şiir okudukça nasıl da kanlanıyor ruhunuz.
Boyutlar içinde boyut kazanmak ne kadar derinleştiriyor insanı; şiire de bu çok yakışıyor. İşte, su göğerdikçe toprağın aşkla tanıklığı başlıyor, ölmeden önce ölmeyle “konuk durmak ölüme” kuşkusuz bütün gamlarımızı alıp bizi daha insan kılıyor; gündoğumlarına yeni pencereler açtırıyor ve biz şiirle yenileniyoruz.
Teşekkür ederim güzel ağabeyim.
İçinde sonbaharın can sıkıntısını barındıran, “Karnında bir oğulun damarlandığı kutsal Meryem” müjdesiyle sarıp sarmalayan. Ölümü, Umudu, Umutsuzluğu parmak uçlarında hissettiren bir şiir. Ve bütün bunları her defasında nasıl ustaca hissettirdiğini anlamadığım, korkarım hiç anlamayacağım bir Usta…