İnsan ile hayvan arasında birçok fark vardır. Örneğin hayvanlar daha kısıtlı bir zamanı işgal eder içgüdüleri ile. İnsanlar ise sezgiye sahiptir. Bu sezme yetisi sayesinde geçmiş ve gelecek içinde yaşarlar. Geçmişi daha somut tutup anı kelimesi ile yetinebiliyoruz. Gelecek ise Spinoza’nın nefret ve sevincin olduğu çizelgesinden faydalanıp umut ve kaygı çizelgesi ile anlamlandırabiliriz. İnsan ve hayvan arasında başka bir fark da hassas kavrama yetisi ya da tekniktir. İstisnalar dışında genellikle hayvanların elleri yok ve bundan dolayı tasarım alanları sınırlıdır. Günümüzde insan ise yumurtayı kavrayabilen robot geliştirdi.
Şuan baktığım bu metrekarede insan ve hayvanın iki ortak noktaya sahip olduğu görüyorum. Bunların ilki aynada kendi damağımıza bakmamızdır. İnsan damağı olan bir canlıdır ve o damağa bakışta karşılaştığımız görüntünün götüreceği his herkes için muhtemeldir.
İkinci ortak noktamız ise düşünmektir. Büyük aydınlanmasını yaşayan insanoğlu tek bir şeye o kadar kenetlenmişti ki aksinin dünya düzdür demek kadar absürt olacağına hemfikirdi. İnsan düşünen bir canlıdır ve bu onu diğer her şeyden ayırır. Düşünerek kendi varlığıyla karşılaşabilir ve her şeyi bu zemin üzerinde anlamlandırabilirdi. Bu altın çağda maalesef hayvanlar ve granitler bu evimden ya da nimetten nasibini almamış diyebiliyoruz.
Şiiri de bu matematiğe yatıran şair, romantik duygularından uzaklaşıp adeta bütün baharatlara hakim bir aşçının tasarlayacağı yemeklere dönüştürdü. Şiir bu aydınlanmanın eşiğinde artık aklın ürünü olmuştur. Ben de aynı fikirdeyim insanoğlu ile şiirin yegane kaynağı düşüncedir. İtiraz ettiğim nokta ise düşüncenin kaynağı olarak sadece aklın gösterilmesi. Süleyman Uludağ İslam ansiklopedisinin kalp maddesinde kalbe gerek kur’an’da gerek peygamberlerin kıssalarında gerekse İslam kültüründe hayatı devam ettiren bir organ olmanın ötesinde çatışan, tartan, karar veren, karardan dönen, sabit kılınan anlamları aktardığını anlamaktayım. İslam birikiminin kalbe sadece dünya ve ahiret saadetini seçecekleri karar yeri işlevi ile bakmak akılsızlık olur.
Ben kalbin bir düşünce aracı olduğu ve bu düşünce aracının belli ilgi alanları olduğu kanısındayım. Bu yazının amacı olan düşünme yönünden ortağımız hayvanlara dönersek bir soru sormak istiyorum. Hayvanlar neden ağlar? Hiçbir hayvan şu ana kadar bana pek gülmedi. Bir hayvanın gülmesini karikatür dışında düşünemiyorum zaten ama ağlamasını dinledim ve yeterince gerçekti. Peki bir soru daha: insan neden ağlar? Ruhsal spazmlardan ötürü mü? Yoksa düşündüğü için mi?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir