Bazı babalar çocuklarının en zayıfı üzerinde daha çok titrer. En zayıfı, yani yardıma, ilgiye en çok muhtaç olanı. Diğerlerine bunu belli etmemeye çalışır. Belki kıskanırlar diye, kimbilir! Ama öbürleri bunun için için farkındadırlar. Kabullenmeye başlarlar. Baba, güçlüler nasıl olsa kendi ayakları üzerinde durur, gönlünü hoş etmek için asıl bunun üzerinde durulmalı diye düşünür. Gel de bunu diğerlerine izah et! Ta ki kendi kendilerine anlayana kadar!
Nedense, ikindi vaktinin bende öteden beri böyle bir karşılığı vardır. Beş çocuktan okşanmaya en çok muhtaç olanı, en narini. Üzmeye gelmez. İlgisizliğe hiç gelmez. Bilmiyorum buna sebep, belki de Peygamberimizin orta namazına dikkat çekmesidir. Bu dikkat ikindiye özel bir anlam yüklüyor, bence.

Kamil Aydoğan

İkindiyi hep üzeriz. Genellikle namazı vaktin sonuna bırakır, sadece farzını kılarız. Bir de onu kerahet vaktine bırakanlar yok mu, onları herhalde kolay kolay affetmez. Çabuk kırılır ve öylesine naiftir. İkindiyi üzmemeli, onu memnun etmeye bakmalı. Yoksa zamanın su gibi aktığının farkında bile olmayız.
Kocaman bir gecenin ardından sabah, adeta bir ağabey konumundadır. Herkesi kaldırır işine gücüne yollar. Öğle, çalıştığınız yeter biraz dinlenin artık, der. Yatsı onları, şeb-i yeldâ için gecenin uzun saatlerinde dinlenmeye davet eder. Akşam biraz da geceye yakın olduğundan yatsının şefkat kolları arasındadır.
Ya ikindi!
Günün bitiminde adeta asılı duran bir kandil gibidir. Battı batacak olan güneşin “Dikkat edin haa!” uyarısı onun içindir. Dikkat edin ve bir daha dönmem! İsteseniz de dönmem ve dönemem.
İkindinin garib bir duruşu vardır nedense. Bunu hep hissederiz. Diğerlerinden bu yönüyle ayrılır. Ağlamaktan gözleri kızaran Yakub gibi. Kardeşleri tarafından kuyuya atılan Bünyamin gibi. Efendimizin yâr-ı garı Ebubekir gibi. İsmi Kudüs’le özdeş Selahaddin Eyyubi gibi. Şairlerden Seyyid Nesîmî, Fuzûlî de diyebilirsiniz. Yüreğini Balkan topraklarında bırakıp Bursa’ya gelen Murad Hüdavendigâr deyin siz. Günlerden cuma, aylardan ramazan mı desem! Kelimelerden hüzün, tamlamalardan külbe-i ahzan mı demeli! Şehirlerden Buhara, Semerkant; ülkelerden Endülüs, Türkistan mı!
* * *

Nedim Ali

Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesi’nin tıpkıbasımını yaptığı İkindi Yazıları’nın büyükçe cildini görünce gayrihtiyari bunları düşündüm. Biraz da geçen yıl kaybettiğimiz Kâmil Aydoğan ve bundan 20 yıl önce secdedeyken ruhunu teslim eden Nedim Ali’nin şahsıyla ilgili olabilir bu düşüncelerim. İkindi’nin hüznü biraz da Nedim Ali ile özdeştir.

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir