aslında sevmeyi kimse bilmiyor

şimdi dünya vahşice pişmeyi deniyor asit içinde

sevgi bildiklerimizin, bulduklarımızın arkasında

saçlarını savuran günlerin arasından

yüce merhametin cebinden dökülüyor

 

aslında bilmiyor kimse sevmeyi 

bilmedi kükrediğini bu vahşiliğin kimin marifetiyle

uzanıp örttüğünü

dayanılmaz aldırmazlığını sadeliğin

ve yanakları arsızlıktan şişmiş fırtınalar artık durulmayacak bir halde

sırtlansı insan taşırken durmaksızın

gün ortasına, gece yarısına

saklanmış bir geçmişin füzyon patlamasından

parçalar bırakıyor

sevmeyi bilmeyenlerin göğüs boşluklarından

ince bir tül çekiyor

sahipsizlik

parçalanmış bir medeniyetin masumları

her solukta yalnızlaşıyor

 

dünya denizler kadar karnına sarıp tutamıyor insanı

gemiler dolusu acıyı

gemiler dolusu masum teni kendiyle batırıyor

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir