Ve her gece
kör bıçakla
saklı kapıdan gelen
ömür
Ay
bu karanlığın tanığı
ve ay
on dördüncü gecede
sözünü tamamlayan
güzel bir kadının ağzıdır
ve bir gün parmaklarımın kılcal damarlarından yola çıkan
küçük kara balık
şimdi şakaklarımda dolaşıyor.
Benden balta sesi geliyor
ah, çam dallarındaki yenilemeyen siyah narlar
dört mevsim etrafımda dans ederken
davranışlarınız ne kadar da bana benziyordu.
Bende aynı meyvelerden yorulmuş
bir ağacın feryatları var
Ben sudan yorulmuş balığım
sana boyun eğiyorum
hüzünlü gelinlik tülü
boyun eğiyorum
ağzıma takılan
kocaman soru işaretine.
Günlerimiz bu kadar mıydı?
Ve hayat o kadar küçüldü ki
defalarca üzerinde atladığımız çukura
düştük.
Ve acı
bu defa yaradan önce geldi
kız kardeşim olacak kadar
evde kaldı.
Perdelerin kiriyle
duvarın alnındaki kırışıklıklarla uzlaştık
ve boyun eğdik
bizi paramparça eden
yelkovanların tik takına
hayat bu kadar mıydı?
işaret parmağı uzaklara doğru mu?
yıllar boyunca
yağıp tutmayan kar mı?
(Yedi İklim dergisinin Eylül 2020 sayısından alıntılanmıştır.Farçadan Tükçeye çeviren: Dr. Nasrin Zabeti Miandoab)
Gerus Abdü’l-Melekiyan: 1981 Tahran doğumlu. Şiir kitapları Arapça ve İspanyolca başta olmak üzere pek çok dile çevrildi.
