lale goncası
menteşeli kapı
oluklu çeyiz sandığı
ceviz konsol
acınası ayrıntılar
düşündüm hepsini bir otobüs yolculuğunda
üstelik yollar yamalı bohça
camları fokurdayan kazan
gereksiz her şeyi düşündüm
hırdavatçı salih’i
meşhur paçacı menekşe’yi
durakları ve durmaksızın bekleyen yolcuları
paralel ve meridyenlerin birleştiği noktaları da düşündüm
kırmızı, yeşil, sarı yanıp sönen çiçekleri de düşündüm
en son ne zaman ağlamıştım anımsadım
önemli gün ve geceleri çentiklemiştim onu da düşündüm
tüm şairleri ve aşklarını
yazdıkları şiirleri ve şimdi ölü olduklarını da düşündüm
şubat soğunun iliklerime yerleştiğini hatta kalbimin üstüne dantel serdiğini de düşündüm
belli kalıcıydı
“hoş geldin ya şehri ramazan” afişlerini nereye assam diye düşündüm sonra.
kitaplığımın tozunu
gizli çiçek kolonyasını
diplomamın omzumda bıraktığı yarayı
öğrencilerimin uzayan saçlarını
gözlerindeki umudu, ışıltıyı düşündüm
elmanın hangi tarafı soğuk, düşündüm
hiç sevmediğim kurbağaları hep mutlu sanılan ağustos böceğini
yere düşen mayıs iğdelerini düşündüm
aşk mı sevda mı hangisi daha kutsaldı düşündüm
açık cezaevlerinin puslu maviliğini
memleketimin halini ve allah’ın merhametini
elimde kırılan tesbih tanelerini
içimdeki isyanı dışımdaki itaati
kendimi bir başkası gibi düşündüm
bu kadar basit şeyleri düşünmeyi düşündüm

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir