Oyun oynanırken çoğumuz yancıyız. Haydi, bana müsaade. Lafımız da bu kadarcık. Gitgide her şeyin yancısı mı olmaya başladık? Birileri bir şeyler başarırken biz hep yandan bakıp… En büyük yancılar kimler bilmiyorum, tarihe bunun için esaslı olarak bakmak gerekir. Yancıyız ya, adımız çıkmış, hep bir şeyler vazediliyor bize. Yancıysan bunları alacaksın, özümseyeceksin; masada değilsen, söyleyecek sözün de yok çünkü. Sözü olmayanlar için, tüm yancılar için bence şöyle, kıskanılacak bir geçit töreni yapılmalı, o zaman yancılar etraflarına toplananlara bakıp yancılığın ne olduğunu anlardı.

Geçit töreninde değildir yancılar; hep seyredenler, kendilerine ne gösterilirse onu görenlerdir. Masada kâğıda bakayım dersin de bakamazsın, hele ki masadaki biri senden kıl kapmışsa vay hâline! İstenir ki akıllı uslu otur köşende, kimseye karışma, bir şeylerden yararlanacaksan da biraz pohpohla birilerini, gördüğünü…

İnsanlık tarihi bence yancılık tarihidir. Masadakiler ve kenardakiler. Kenardakiler için başa kim gelmiş, kim gitmiş önemli değildir, o sandalyesini yeni gelenin masasına hemen çekiverir. Kolay gele, şansınız bol ola… Masadakiler de zanneder ki her şeyi biz ayarlıyoruz, olur mu öyle, onlar kaybolur gider, yancı kalır yerinde. Yancı bu, kaç adam eskitmiş, geleni mi eskitemeyecek, eskitir, eskitir. Kovulsa ne olur masadan, bir şeycikler olmaz, başka masaya gider…

Dedim ya dünya masadakiler ile yancıların tarihidir. Birileri yapar, eder; birileri seyreder, seyreden tabii bu yapıp edilenlerin tüm nimetlerinden faydalanır, öyle ahlak kaygısı falan da gütmeden… Genel yancı ahlakı vardır, demek ki derler bu ahlaksızlık değildir. Herkes aynı şeyi yaptığı için niçin ahlaksızlık olsun ki?.. Haklıdır, sonuna kadar haklıdır, herkes aynıysa aynılığa söz söylemek aykırılıktır. Yancı bunu bilmese de hisseder, yancının damarlarından bu destur akar da akar…

Tabii sevilir de yancılar. Her mecrada yancılara gereksinim vardır. Yancılar; onaylar, kaş eder, göz eder; masadakinin yaptıklarını onaylar, bazen de ben demiştim der ama o masaya oturmaz. İnsanı küçümsemesem de onu tekil bir varlık olarak da görmem. Hamdım, piştim elhamdülillah, yancılar için pek geçerli değildir, eee çoğumuz da (ben de dahil) yancı olduğumuza göre hepimiz eksiğiz.

Bilmem ki kaç yancının içinden geçer masaya oturmak? İçinden geçse de bunun külfetini düşünüp o külfetlere katlanmaya hazır mıdır? Değildir. Yancılık, bir yerde yan gelip yatmak, vara yoğa kafa sallamak, eyvallah abi, demek değil mi? Bunlar bırakılıp da onca külfete kim katlanır ki? İster ki yancı, dünya oynasın da güzelleşsin, biz seyredelim. Güzelleştirmek kendisinin aklına gelmez. Aslında suçu da yoktur, tüm tarih söyler ki dünya kurulduğunda yancılık da tesis edilmiştir. Eee yancı da ben ne yapayım, der yine köşeciğine çekilir… Beni, der savunmasında, siz yancı yaptınız, yancı yapmayıp da masaya oturacak bir aday olarak yetiştirseydiniz ben de yancı olmazdım. Sistemler, devletler bunu bilir, bunun için ki hiç kimse yancının yancılığını bırakmasını istemez. Yancılar azalırsa, herkes tekil olursa, herkes kendi yürüyüşünü yaparsa sistemin hâli nice olur?

Herkes yalan söyler, ben de derim ki inanma sen bunlara ceketim kuşlar yalan söyler… Herkes yalan söyler çünkü herkes yancıya kendini beğendirmek ister, yancı tarafından beğenilmek ister. Ama buna gerek yok. Yancı, masaya çay gelse içecek, oralet gelse içecek…

Tüm yancıların bir gün masaya oturup çay söylemelerini umuyorum… Belki de yancılardan biri, oyunu masadakilerden daha iyi biliyor ve oynuyordur… Kim bilir?