uç ve bucak
poz verdiğimiz bir resmin fonunda
yıkık bir köprü detayı gizli
bir de karsız dağlar
yok olanlardanız bu yokuşta
canı çekilmiş yaprakların
ve yangın bekleyen kuru otların sarısı
dalgalanıyor kafatasımın çatlaklarında
böylece teslim olduk ilk aşka
bu gölgeler tekin değil
bu mağara
bu zincirler
bu kuklalar
hep beraber teslim edildik son aşka
son zerreye
o kesif sise
yok olanlardanız
yarıda kaldığımız o son yokuşta
bu bizim son öpüşmemiz olsun
dilim diline değdiğinde
derin bir suskunluk salınsın
senden bir önceki
ve senden bir sonraki göğümüze
göğsümüzde birer dövme
dövme değil doğum lekesi
doğum lekesi değil dağ izi
bu dağlanma, bu dağdağa
üç ve buçuk
aç ve bıçak
kesiyor zerre zerre gövdemi
atmadığım çığlıklar birikiyor gövdemde
senden sonra görünmez bir sonda sokuyorlar beynime
damağımda paslı çivi tadı kaldı
öpüşmemizden yadigâr
uç ve eza
