hiç iyileşmeyecek böyle anlatsam, böyle bir boşluktan aşağı böyle karanlığı çağıran orman, say ki büyük çiçekler oydum yitirdim hepsini, büyük taşlar biriktirdim kırgın eşit kırgın ve eşit parçalara bölmek için günleri, yoktu bir şey konuşacak başka ne vardı? gidememenin soğuk boşluğunda bir uzay gitmenin bir ağrısı varsa elbet kalmanın sızısı vardı makas seslerinden teşkil ağızlardan geçmenin zayıfa duyulan açlıkla ilgisi başka nasıl söylesem yürümek yüzünde üzgün bir ormanı, kendini bulmak, evine dönmek sonra yine kendini nasıl söylesem içimde kirli çiçekler sergisi dalgınlığa soyunması bir akşamın yine de uyu kollarımda taştan çıkardığım bu uykunun insanı çağıran kıvrımlarında bir yok oluş kıvrımlarında ölçülerin, bezginlik bir uzunca artık eşyada rahat bozan bir ritim bırak öylece kalsın
