Biliyordun yaralıydım
fotosentezle ilgilenmiyordum
Biliyordum yaralıydın
Seni de gülümsetirdi Türkçe’nin güzelliği
Gözlerinde eski ova
dedin vazgeç savaşlardan
Dedim sürekli alarmdayım
değişmez alnımdaki coğrafya

Öte oldu beri oldu boşa gitti rüzgar
kaldı hatıra defterinin baş köşesinde iki fincan
Sen pembelerini aldın gittin
orkide beyazlarını
zerdali yeşillerini
Ben ayak sesi bilgilerimi yüklendim
yanık türkülerimi
yürüyüşlerimi

İnceldi zaman çiçek hızında
bir gümüş kolye ne demekti biliyordun
inanmakla iyileşebilirdin biliyordum

Acemi saydı kader bizi vardı bir bildiği
boş ver tarih anlat çocuklara
bir radyo aç bir günbatımı bul
bir balkon bir bardak çay
bırak canlansın ufukta mazi
bütün hikâye erken gelen bir akşamsa
boş ver tarih anlat bugün erbainin ilk günü
boş ver radyoyu bugün benim doğum günüm

Ölüp ölüp dirilmişim kırk defa
kitabın ortasında çevirmişim yüzümü göklere
kar taneleri anne şefkati gibi inmiş
hakikat nedir kalbime bildirmiş
Bütün hikâye erken gelen bir sabahsa
bir günbatımı sende uzaklara bakma kaderi
bir türkü bende yalnız adam alışkanlığı
çıkmışım boyalı bayrağına Maraş’ın
vatanımı nasıl sevdiğimi anlatıyorum
bir denizde taş sektirsem yeterdi

Olmadı ve yetmedi
Olmaz ve yetmez
Çünkü bütün sözlerim

sana veda
sana veda
sana veda

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir