Karşımdasın işte karşımda tam orada
Ey direşken birbaşınalık!
Sancı dipdiri gövde gergin
Göz kapanmasız

Vakit geldi
Sabır ipini tutanlar ordulaştı
Ayaklar hücumlandı
Kan bir sevinç gelgitiyle dolaşmakta kalp odalarını

Suçlarımızın üstüne bir öpücük ekledik
Halkalandı çoğaldı doldu tövbemiz
İşte buradan başladık
Şafak buradan söktü
Peygamber buradan göründü

Dünya biz ayaklarımızı hissettikçe küçülürmüş küçüldü
Gidilecek yer kalmadı yürüdükçe
Bir elmanın avucumuzda dönüşünü gördük
Bıçağın kabukla et arasında süzülüşünü
Tatlı meyve eti dişlerimizin arasında
Bizi biz yapan cana ve kana dönüşmekte
Veliler bahçesinden koparılıp getirilmiş
Ağzımızdaki bu elma kokusundan tanınırız biz
Tanınacaksak eğer bir şeyle

Çehrelerden yekinen bir nur şehrayini
Namazla gerçekleşen kritik arınış
Peteklenen oğul veren sarsılış
Bir balkan gencinin yeni terlemiş bıyığında belirginleşen
Arnavuttan bir akif yalınlığı çalımı
Ve ancak çocuk cıvıltılarıyla açıklanabilen
Güvey neşesinde çağlayan gelin şafakları

Ey direşken birbaşınalık!
Ateş dansına davet ediyor seni
Zeytin Dağı’ndan kıvılcım alan
Hikmet parlayışları

Ölüm zarı yırtılışı
Dirim geçişgenliği
Bir bir açıklanmakta

Ağzımız iyice buyruklandığında
Miras mühründe adımız göründüğünde
Kudüs sancağı altında
Bir öğle yemeği sonrası
Dizlerimiz birbirine değer oturup
Söyleşecek eğleşecek beyleşeceğiz

Zor sorulara cevap vermeye az kaldı

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir