140.
Gündelik uğraşların öne geçmesi, belirginleşmesi veya öncelenmesi, düşüncenin hem zindeliğine hem de yazıya dönüşmesine zarar verebiliyor. Düşüncenin, kendi yalınlığına ve zindeliğine kavuşmasının tek yolu, adresini verdiği yalnızlık adasına gitmekten geçiyor sanki. Yalnızlık, tuhaf bir durum. Kimsesizlikten bahsetmiyoruz. Kimsesizlik, çaresizliktir. Yalnızlık başka bir şey. Yalnızlığa itilmek kimsesizleştirir; yalnızlığı seçmek ise diriltici ve özgünleştiricidir.
Seçilmiş yalnızlık, insanın kendini seyre çıkması gibi. Kendi derinliğine, bilinmezliğine, coşkusuna odaklanma cesareti de diyebiliriz.
141.
Söyleşi: “İnancın Parıltısı Nuri Pakdil”.
Konya.
Mekân = Depo No.4.
Gittim, geldim.
Tren. 12.35
Tren. 21.25
*
Mesafe kısa bile olsa, başka şehre gidildiğinde, bir gece orada kalınması gerekiyormuş. Eve gelip yorgunluk üzerime çökünce anladım bu gerçeği. Bundan böyle, yolculuk yöntemimi değiştirmem gerekiyor.
*
Başkalarında nasıl oluyor bilmiyorum, bu tür yorgunluklar bazen benim birkaç günüme mal oluyor. Yorgunluktan kast ettiğim şey tam olarak bu. Okuma ve yazma düzenim ciddi şekilde sekteye uğruyor.
Ağır bir bedel.
142.
Araba aldım. Sıfır.
Hasta oldum. Üç ay.
Düğün istişareleri, hazırlıkları…
*
Bunların da yorucu yanları baskın.
İnsanın kendine ulaşabilmesi, dinginliğe çok şey borçlu.
143.
İmgenin (hayalin), realiteden üstün olduğuna inananların azaldığını görüyorum. Bu bapta, kimi zaman şairlerin çaresizliğine tanık oluyorum. Şiirin değerinin ya da toplumsal karşılığının azaldığı yönünde bir vehme kapılıyorlar.
Şiirin ruhu sağaltan, berraklaştıran derin ve ferah bir gücü var. Bu hakikate inanmakta ısrar edilmeli. Toplum olarak. En azından şairlerin inancında bir eksilme, bir esneme olmamalı.
Şiir, realiteyi yenileştirir/yeniden inşa eder. (Dahası üstün bir gerçeklik inşa eder. Ve bu, bir mucize şeklinde değil, kendi doğal akışı içinde olur.)
Şiir, tazeleştiricidir. Hem şairini hem de dünyayı tazeleştirir.
Şiire dair benim inancımda bir değişiklik yok.
144.
Yüz elli yıldan fazladır Batı medeniyetini/modernizmi tartışıp durduk. Kendi değerlerimizi bile oradan bakarak görmeye/anlamaya çalıştık.
Bundan kurtulmalıyız artık. Paradigmayı değiştirmeliyiz.
Kanaatime göre, Batı medeniyetinin etkilerini ve katkılarını eleştirmek/tartışmak yerine, kendimize özgü yerli ve milli çözümlere kafa yormalıyız. Israrla kendimize odaklanmalıyız. Neyin nasıl yapılması gerektiği bir sır değil artık. Güçlü bir ülke ve güçlü bir millet olmanın yolu aşağı yukarı belli. Mucize aramaya gerek yok.
Salt Batı medeniyeti tartışmasına odaklanmak Batı’nın işine yarıyor. Biz, işimize bakmalıyız. Batı’nın reklamını yapmaya gerek yok. Müjde, kendimizde.
145.
İran –ABD savaşında dikkatimi çeken şeylerden biri de şu oldu:
İranlılar, mütevazı ve şiirle bağları kopmamış.
Amerikalılar ise kibirli ve kapital dışında hiçbir değer öne süremiyorlar.
146.
Bugünlerde sık dinlediğim türküden:
“Gönlünü rahat tut, hatırını hoş”
147.
Sadeimge.com’u zaman zaman kendi akışına bırakıyorum. Akış, kendiliğinden debisini artırsın, yolunu bulsun istiyorum.
Bu, bir seçim.
Temmuz’da yedinci yıla gireceğiz.
Tebrikleri alalım.
148.
Realitenin yönü hep ileriye doğrudur. İnsanı bilge yapan, geriyi gören bakışlarının da olmasıdır.
