-Babamın aziz hatırası için-
Ülkenin bir ucundan ötekine giderken,
Doğu’dan Batı’ya, Kuzey İpek Yolu’nda.
Şirazlı bir turna, Bazidli albatros ve
Süphan’dan bir fırtına kuşu eşlik etti bana.
-Ki dağ kuşlarının kalbi büyük olurdu-
Omuzumdaki ağırlığın birazını onlara,
Birazını da sulara üleştirdim.
Bir serüven hattındaydı yaşantım zaten,
Herhangi bir yere ait hissetmeyen.
Durup ülkemin ve öykümün orta yerinde,
Geçmişin ve geleceğin taş burcunda.
Günbatımında kızaran dağlara baktım,
Sürgün bir şehzade kederiyle.
Yarım yüzyıl önce burada
Askerlik yapan babamın baktığı yerden.
Coğrafyadan tarihe geçtim
Bir zaman sürçmesiyle.
Hazin bir anlamı terennüm ettim
Büyük bir anlatının içinde.
Babamın yazgısıyla yurdumunki
Birleşti bende.
Sustu beynimdeki nal sesleri
Beyhude bir mücadelenin.
Bir harita ölçeklendi.
Boşluklarını gönlümce süsledim.
Varmak için yeni bir dile;
Sınırları ve bariyerleri aşarak.
Yurdun bir ucundan ötekine giderken,
Doğu’dan Batı’ya, Kuzey İpek Yolu’nda.
