yaşamak bir güneş huzmesidir ve biz gölgede kalmamak için güneşi doğuşundan söken batıklıklar
şemsten ateşe ve ateşten ziya’ya bir dünyam var benim ve dermânı yok bilirim
çünkü derdim gurbete gelişim değil gönderilişim

        sâlîk de değilim o kadar bile hicrette değilim gönderilişim değil sürülüp gidişim

bana bütün kevser’lerin arasından iris’in düştüğüne hiç şüphe etmedim.

Ölümsüzlüğe de zaten neden geldim diye erişemedim ve bu iki bin yılda gılgamış’tan bir adım öteye gidemedim

ama derdim neyden ziyade derdim benim ve ben kimim
ketûmiyetimde zikrettiğin yıldızlar düşmesin, dualarında ilk defa geldim

yokluğunun edebinde ızdırabımla mecâzî peygamberleri neredeyse gökten indirdim
önce onları indirir sonra burada olmamam gerektiğini söylerdim ama bundan önce allah’a iman ettim
yine de benim adını bildiğim tek tanrı sendin
seni anlatabileyim ve görebileyim ve bileyim ve nefesini üfleyeyim diye ben olmayışıma geldikçe geldim

iklim krizi yaşanan coğrafyalarda da cennet kadar yersizim
ıssızlığında çocukların seviştiği izdihamlarda da depremden kaçarken sele yakalananlar kadar hayalet

ben yine de hep başımı koyacağım secdelerdense bir kere benliğimi koyacak kıbleler için her şeyimi verirdim.
Güneşimi geri verdim, kevserimden geçtim, huzmemi mahremiyetime çektim
gelmedin

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir