1-Merhum ve mağfur A.Hâluk Dursun Hoca’mızın 20 maddelik gençlere tavsiyeleri vardı. Hatta başlığı da “tahrik” maksadıyla “Gençlerde Ne Yok?” idi. Biz onu fotokopi ile çoğaltıp birçok gencimizle okumuş, üstünde sohbet etmiştik. O pırlanta tavsiyelerin en son 20’nci maddesinde de “Aman ne olacaksanız olun, ama sakın sıradan ve sürüden olmayın!” diyordu.
2-İnsan “eşrefi mahlukat”, varlıkların en kıymetlisi, çünkü Rabbimiz ona “ruh nefhetmiş”. Ve mevcudatın âmiri. Rütbesini adım adım artırması pişman olunacak yanlış yollara girmemesi “ömrü azizi yele vermemesi” gerekiyor.
3-Ömer Faruk Dönmez Hoca şeytana İblis Kurtdüşüren adını vererek iki kitap yayınlamış. Şeytana dikkat çekiyor. Hayatın bütünü güzel ama özellikle çocukluk ve gençlik çağları çok kıymetli, paha biçilmez değere sahip. Bu çağlar büyük ölçüde mekteplerde geçiyor. Ve bu hususta çok iyi olmadığımız çoğunlukça itiraf ediliyor. Aileler günden güne daha çok farkına varıyor. Fakat çıkış yolu bulabilen az oluyor.
Anne baba vb. veliler/ büyükler olarak çocuk ve gençlere karşı en büyük borcumuz yedirme, giydirme ile birlikte zihin ve gönüllerine neler kazandıracağımıza dikkat etmektir.
4- Gençlerin de, büyüklerin kendileri için her türlü fedakârlığı yaptığına inanarak onların samimi ve şuurlu telkin ve tavsiyelerini can kulağıyla dinleyip, riayet etmeleri lâzımdır.
5- Bir türkümüzde “geçen gün ömürdendir” diyor. Geçen günlerin huzurlu-faydalı-meyvalı geçmesi için iyi örnekler, numune-i imtisal insanlar, eserler bulmalıyız. Bu hususta ilk sırada anne babalarla birlikte muallimlerimiz geliyor. Onlara hürmet ve muhabbeti arttıralım.
Mekteplerde ve ailelerde gençlere, duyduğunu gördüğünü okuduğunu tam ve doğru anlama yardımı yapılmadığı anlaşılıyor. Hatta tam anlamasın diye “hızlı okuma / yarışması” iptilası görülüyor. Merhum Abdurrahim Karakoç bir şiirinde; “Ağlayan bebek ne diyor / Gidenler nere gidiyor” diyordu.
6-Çok temel bir mesele doğru anlama meselesidir. Bu da “yavaşlamak” ve kelime bilgisine dayanıyor. Doğru telaffuz ve mana kulaktan öğreniliyor. İyi dinleme ve doğru soru sormaya dikkat etmeliyiz. Mevlânâ Hz., Mesnevi’ye “Bişnev” “Dinle” diye başlıyor. Hatırdan çıkarmayalım.
7- Okulu bırakıp okumayı bırakmayan alaylı şairimiz Merhum Veysel Öksüz, Kızıma şiirinde;
Gençlik bahar gibidir Akıl gençlik ve sıhhat
Emeksiz meyve verir Büyük devlet hakikat
Bunun kadrini bilir Elde iken bu fırsat
Sahibi irfan kızım/kuzum Ukbayı kazan kızım/kuzum, diyor.
8- 20.nci asırda bile Nurettin Topçu, F.Gemuhluoğlu, Erol Güngör, İ. Saib Sencer, Mehmet Genç, Ömer Lütfi Barkan, Ali Fuat Başgil, Mahir İz, Sadettin Ökten, Uğur Derman, Âmil Çelebioğlu, İdris Küçükömer, Ahmet İnam, Ahmet Y. Özemre, Münir Derman, A. Nezih Uzel, Behçet Necatigil, Necip Fazıl, Memduh Cumhur, R.Özdenören, C. Zarifoğlu, Sezai Karakoç, Mümtaz Soysal, Kemal Tahir, Sabahattin Zaim, Hilmi Yavuz, Veysel Öksüz… gibi ilim-irfan aşk ve muhabbet sahibi zirve insanlar yetiştiren memleketimiz ve milletimiz yeniden büyük medeniyetini ihyaya hazırlanmalıdır.
9- Salih Baba, “Meclisi nadânı terket sohbeti dânâya gel” diyor. Meclisi nâdan, kendini bilmezler olgunlaşmamışlar topluluğu demektir. Sohbeti dânâ ise, kemal sahibi olmuşlar meclisi demektir. Gençler ancak böyle ortamlarda bulunarak çok şey kazanır, hayata kuvvetli hazırlanmış olur.
10- İnsan ya okuyarak gözlerden ya dinleyerek kulaklardan besleniyor. Okumak çok mühim bir iş. Herşey en iyi bilenden en iyi öğrenilir. Etrafımıza bu nazarla bakarsak Allah en iyileri rast getirir. Onlar da en iyilerden öğrenmişlerdir. Böylelikle zaman kaybetmeden yol almış oluruz. Hz. Niyazi “Her mürşide dil (gönül) verme kim yolunu sarpa uğratır/ Mürşidi kâmil olanın yolu gayet âsân (kolay) imiş” diyor. Büyük insanlara bakarsak bu yolları takip ettiklerini görürüz.
11- Bir ciddi mevzu da kitap seçme işidir. Nasıl yiyecek maddelerinin besleyicilikleri farklı hatta bazısı zararlı ise kitaplar da öyledir. Yazanın niyeti ve kabiliyetine göre değer ve mânâlar taşır. Zararlı-faydasız, az faydalı, çok faydalı olarak tasnif edilebilir. Gene bu işi iyi bilenlerin yardımına ihtiyacımız vardır. Kütüphane rafının boyuna göre metre ile kitap alanlar duyuluyor. En az 15 kitap bilenlerin yardımıyla okursak, biz de zevk sahibi, seçebilen haline gelebiliriz.
12- Türk milletinin geleneğinde “az kitabı çok okumak” vardır denilir. Bir Yunus Emre Divanı yüzlerce kitap yerine geçer. Kezâ Süleyman Çelebi’nin Mevlidi Şerifini (Vesiletün Necat) okuyup anlayan yüzlerce kitap okumuş gibi olur ve meseleyi tam ve aşkla anlar. Milli evrensel değerlerimiz, tarih, edebiyat musiki, mimarimiz fehmedilince maksat hasıl olur.
13-Merhum mütefekkir Rasim Özdenören Ağabey “Okumayı bilene hiçbir kitap zarar veremez, her kitabı yazıyı okuyabilir” diyordu. La teşbih hayvanların kokusundan, tadından faydalı otları seçtiği gibi insan da farkedebilir, seçebilir temyiz edebilir hale gelebilir. “Kelâmından olur ma’lûm kişinin kendi mikdârı”, “Okuduğundan da olur ma’lûm kişinin kendi mikdârı”.
14- Manzum söze, şiire aşina hatta müptelâ bir millete mensubuz. Şiir okumaya çalışmalıyız. “Şiir süzme baldır, darası alınmış sözdür” diyorlar. Veysel Öksüz’den (v.1993) Nihat Hayri Azamat’a, Süleyman Çobanoğlu’na, Memduh Cumhur’a cömert Nil ve yeşil Tuna kadar olmasa da bugünkü hudutlarımızdaki nehirlerin sanayi görmemiş temiz halleri gibi akıp çoğalan şiir damarımız epey canlı devam ediyor.
15- Lacivert Dergisi’nde bir hanım şairin “Bir kekliğin yarası bir dervişe dert olur” mısraı zor unutulur. Süleyman Çobanoğlu’nun “Bir Ahenk Edelim” şiirindeki “Fil girse affet de zücaciyeye/ Kuş gönlü kıranı şakî diye yaz” beyti de öyle. Nihat Hayri Azamat’ın yeni neşredilen (2025) Ten Yükünün Sarhoş Hamalı adlı şiir kitabındaki “Geldiler” ve “Gittiler” şiirleri hafızadan zor silinir.
Bu güzide zevata birçok ilave yapabiliriz. 36 padişahımızın ekseriyeti Divan sahibi. Bir Osmanlı Bürokratı (vezir-paşa-vali-mutasarrıf) vefat edince terekesinden 50 divan çıkarmış, diyor İsmail Erünsal Hoca. Böyle bir milletin gençleri şiire bigâne değil âşina olmak zorundadır.
A.Hâluk Dursun Hoca 20 madde tavsiye etmişti. Biz 15 de kaldık. Nasip olursa devam ederiz inşallah. İsmi geçip de bekâ âlemine göçenlere rahmet ve mağfiret, hayatta olanlara da sıhhat, âfiyet ve gönül ferahlığı temenni ederiz.
14.04.2025
