Resulullah Efendimizin, temiz ve dikkatli yaşama teşvik için “Dünyada bir garip (gurbette) yolcu gibi olun” hadisi nebeviyelerini okumuş dinlemişizdir. Keza Yunus Emre’nin “Kabe’nin yolları bölük bölüktür / Dünya dedikleri bir gölgelikdir” nutk-u şerifini bilenimiz çok olsa gerektir. 20. asır Âriflerinden A. Reyhan Erzincanî Hz., Âşık Paşa’nın “Gelir bir bir / Gider bir bir/ Kalır BiR” kelâmını sohbetlerinde okurlarmış..

Bu manzum kelâmları pek çok defa okumuş ve okutmuş olduğuna kâni olduğumuz Meriç ÖKTEN hocamızın dünya nöbeti de tamamlanıp bekâ âlemine göçtüğünü hüzünle öğrendik. Meriç Hoca’nın bir- iki haftadır rahatsız-hastahanede olduğunu öğrenmiş, ümit ve endişe arasında duaya devam ediyorduk. 7 Ocak sabahı bir dostumuz twitterda üzücü bir haber gördüğünü söyleyince biz de araştırmaya başladık. Haber maalesef doğru idi. Diyebildiğimiz “ve galu inna lillah ve inna ileyhi raciun” oldu. Cenaze merasiminde bulunmak üzere gecikmeden İstanbul yoluna revan olduk.

Prof. Dr. Sadettin Ökten Hocamızın muhterem zevceleri Meriç Ökten Hocamız, 7 Ocak 2025 Çarşamba günü ikindi namazında Fatih Sultan Mehmet Han Camii’nde kılınan cenaze namazını müteakip, Beykoz Dereseki Kabristanı’na sırlandı. Meriç Hoca, edebiyat doktoralı olup İstanbul’un büyük hocalarına yetişmiş ve onların kadri kıymetini bilmişlerdendi.

Birkaç defa fakirhanede ailece misafirimiz olmuşlar ve geniş sohbet imkânı doğmuştu. Osmanlı şiir kültürüne çok vâkıf idi. Türkçe telaffuz ve ifade yanlışlarını hemen düzeltirdi. Bunu yanlış görmek için değil, tashih için yaptığını hemen anlardınız. Onun yanında konuşurken çok dikkat ederdik. Buna rağmen yanlışlarımız olurdu. Bunları hocadan öğrenirdik. Çünkü biz esaslı bir eğitim görmemiştik.

Fatih Camii’ndeki namazda üniversite, siyaset, ticaret mensuplarından kalabalık bir cemaat vardı. Muhterem eşi Sadettin Hoca rahatsızlığı sebebiyle camiye cenazeye gelemediğinden evinde ziyaret edip kısa bir sabır ve rahmet dileğinde bulunduk. Pek tabi olarak mahzun ve mükedder idi.

Hocanın naaşı Dereseki Kabristanı’na geldiği zaman orada daha güzide bir yârân topluluğu vardı. Oğulları Mehmet Selim ve Ertuğrul Ökten Hocalar ile büyük kızları Milli Eğitim Bakan Yrd. Prof. Dr. Celile Ökten Hoca da oraya erken gelmişler. Meriç Hoca’nın bir başka numune-i imtisal yönü de, üniversite hocalığı yaparken 4 tane evladını da müstakim üniversite hocaları olarak yetiştirmesidir. Bunun 20. ve 21. miladi asırlarda emsali az bulunur kanaatindeyiz.

Onların da mükedder, mahzun, mütevekkil, şikayetsiz halleri Sadettin ve Meriç Hocaların manevi nüfuzunu açıkça gösteriyordu. Bu manzarayı ancak Safiye Erol Hanım bihakkın anlatabilir kanaatindeyiz.

Nâaşın cenaze arabasından indirilişinden kabre konulmasına kadar tam bir manevi disiplin ve sükûnet vardı. Âlemi cemâle göç eyleyen Cerrahiyyeden Meriç Ökten Hocamızın,  kadirşinas dost ve talebeleri Fatih Çıtlak ve Tacettin Kutay h

(Meriç Ökten, Prof. Dr. Sadettin Ökten)

ocaların kabir başındaki ihtimam ve gayretleri görülmeye değerdi.

Bir hoş tesadüf de Fatih Camii’nde vuku buldu. Birlikte olduğumuz genç kaymakam arkadaşımızın aşinası olan Fatih Camii İmam Hatibi Yusuf Hoca’yla da tanışmış olduk. İmam odasında görüşmek nasip oldu. Kendisi, çok muhtaç olduğumuz, güler yüzlü tatlı dilli hâcegândan imiş. Muhabbet ve aşk sahibi olduğu yüzünden okunuyordu. Çok güzel sesi ve kıraati olduğunu da Kaymakam Bey’den öğrendik. Allah cemaatini bol ve halis eylesin, emsallerini de çoğaltsın.

Sadettin Hoca saadethanelerinin bahçesinde Meriç Hoca ile divan-ı ilahiyatlar, nutk-u şerifler okuduklarını, komşularının da buna şahit olup, gıpta ettiklerini anlatmışlardı.

Biz akşam namazından sonra Akbaba Sultan Dergâhı’nda yapılacak taziye merasimine kalamadık. Onun da çok güzel geçtiğini Sadettin Hoca’nın Viyana talebelerinden Dr. Yasemin Hanım’dan öğrendik. Sadi ve Meriç Hocaların hayatında (Meriç Hoca Sadettin Hoca’dan Sadi Hoca diye söz eder) Viyana yılları da unutulmaz hatıralarla dolu. 28 Şubat’ın meşum yıllarında bir kısım talebe tahsil için Viyana’ya hicret etmiş. Tabi bazı aziz hocalar da onları orada yalnız ve garip bırakmamış. Bunlardan ikisi de Meriç ve Sadettin Hocalar. O yılları yaşayanlar çok hazin ve hoş hatıralar naklederler.

Kabri başında tanıştığımız küçük kardeşi KBB mütehassısı Arda Bey, kendisinin de sadece ablası değil, hocası da olduğunu mahzun ve mükedder anlatıyordu.

Meriç Hoca, değme kitaba sığmayacak bir kitab-ı nâtık, kitab-ı revane hâce-i azize idi. İnşallah kitaplarla anlatacaklar olacaktır. Merhumeye Allah’tan rahmet ve mağfiret, Sadettin Hocamıza, evlatlarına ve yârânına sabr-ı cemil niyaz ediyoruz. 12.01.2025

 

 

 

“Bir Osmanlı Hanımefendisi: Meriç Ökten Hoca, Orhan Alimoğlu” için bir yorum

  • MaşaAllah, son derece güzel kaleme alınmış, kıymetli bir yazı. Bir Müslümanın ve Müslümanlığın mükemmeliyetini en güzel şekilde hissettirmiş. Şu gelip geçici dünyada, olması gerektiği gibi yaşamış ve göçünü de iz bırakarak tamamlamış insan-ı kâmillerimizden öğreneceğimiz çok şey var. Allah, rahmeti ve mağfiretiyle muamele etsin, onu Peygamber Efendimize komşu eylesin. آمين 🤲

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir