kara bir deliğin sülbünden fırlayıp
seyyare bellikleyen bahir
ve şimdi sırrını aşikar etmese de
bir sehl-i mümteni değil midir
bu sakin ve duru akan nehir
danyal nebi çizmişse kendi eli ile
ilahi kudrete boyun eğer, yatağını yıpratmaz dicle
benliğimizin özülkesini yakan ateş
mucizeye gebe bir ak buluttan merhamet dilenir
nahif yüreklerin sermayesi dua
on gözlü bir ejderhayı bile taşa çevirir
öksüz bir yavrunun haşimî ağıtları, suyun ruhunu bekler
her gece mehtaba çıkan âşıklara
su taksim eder fuzûlî gölgeler
göğü delenlerin ülkesine sırt dönüp yola düşenlere
hanif bir haykırışın yankısı yâr olur
açılır mikail’in ceyiz sandığı
dört kitabın nurundan mamul
bir yelken ve rüzgâr iner yol tutmuş saliklere
bu serencamın sonunda bimezler ki neden nite
balkonundan bir kara koç düşürür modernite
birbirimizden ayırdı sanıp ağlayıp durduk
sonra içimizde dicle’ye akan pınarı bulduk
karıştık, ben kalmadı biz olduk
şairlerin ve nebilerin duru suyu dicle
yıka bizi sonra pürnûr bir deryaya sal
ters yüz olsun dünya ve selama dursun balıklar
