İslâm tarihinin en hazin ve girân gelen hadisesi Kerbelâ’da yaşanmıştır. Kerbelâ Vakıası (680’de-10 Muharrem 61), “Hubb-u riyaset” davasına düşen Emevilerin halifesi Yezid’in ordusu tarafından, Peygamber Efendimizin torunu olan Hz. Hüseyin ve 70 yakınının şehit edildiği bir mücadeledir.
Bu vakıa ile ilgili o tarihten bugüne kadar Arapça, Farsça, Türkçe pek çok şiir, gazel, mersiye, ağıt yazılmıştır. Bunlar içinde en yaygın olarak bilinen Maktel-i Hüseyin’dir. Ahmet Cevdet Paşa (Kısas-ı Enbiya), Ömer Nasuhi Bilmen, M. Âsım Köksal, gibi ilim adamlarının yazdıklarından bu hadise ile ilgili esaslı bilgi bulabiliriz. Kerbelâ’yı bize en güzel hissettiren eserlerden biri de Fuzuli’nin Hadikatü’s Süeda’sıdır.
Mâh-ı muharrem oldı meserret harâmdır
Mâtem bugün şeriâte bir ihtiramdır
Kerbelâ Ağıtlarını divan şiiri ve halk şiiri olarak iki kitapta derleyen Cemil Çiftçi Hoca, 1947 yılında Abdurrahim ve Bahattin Karakoç’ların da hemşehrisi olarak Elbistan-Ekinözü (Cela) da dünyaya gelmiş. 2012 yılında İstanbul’dan dâr-ı bekâya teşrif etmiştir. Ailesi de ehlibeyt aşığı olan, merd-i gayur muallimlerimizden Maraşi Cemil Çiftçi Hocamız uzun sayılmayacak ömrüne çok eser sığdırmış. Bunları şöylece sıralayabiliriz:
Aşkın Hazineleri, Matem-name ve Vaveyla, Paris Gözlemleri, Divan Şiirinde Kerbelâ, Halk Şiirinde Kerbelâ, Hüseyin Vassaf’ın Hicaz Hatıratı, Hikmetler Kitabı, Tasavvuf Kitabı, Erzurumlu İbrahim Hakkı, Mahmut Kaptan’ın Anıları, Malta Esirleri, Maktul Şairler, Maraşlı Şairler Yazarlar. İsimlerinden de anlaşılacağı üzere Cemil Hoca “muhteşem bir maziyi istikbale bağlayan köprü olmak” istemiş.
Muharrem ayı münasebetiyle bu eserlerinden seçtiğimiz bazı yakıcı-uyandırıcı seçmeleri karşılarına lügat de koyarak kaydediyoruz. Divan Şiirinde Kerbelâ Ağıtları’nda 16 yy. ile 20. Yy. arasında yaşayan yaklaşık 140 divan şairi bulunuyor. Bu şiirlerden seçtiklerimizi nakledelim:
Sâki-i Kevser Aliyyü’l-Murtazâ’nın aşkına Sâki-i Kevser: Kevser dağıtan
Şahımın şevki durur gönlümde hubb-i ehl-i beyt hubb-i ehl-i beyt: ehlibeyt sevgisi
Kün fe-kan’dan geçmişim Âl-i Abâ’nın aşkına Kün fe-kan: Ol
La fetâ illâ Ali’nin ma’nisin fehm eyleyen fehm: anlama
Çağrışurlar Şah Ali Musa er-Rıza’nın aşkına
Nesîmî (v.1404)
Talib-i râh-ı hakikat buğz-ı evlâd eylemez buğz-ı evlâd: peygamber evladı
Buğz-ı Ali Haydar’ı kendiye mu’tad eylemez mu’tad: devamlı
Ehl-i imanım diyen tutmaz Yezid in canibin canib: tarafını
Şefkatinden Mustafa’nın gitdiğin yâd eylemez
Biz muhibb-i Ehl-i Beyt-i Mustafa’dan olmuşuz
Onunçün cevr eder devran bizi şad eylemez
Devlet-i didar-ı baki isteyen yevmü’l-hesap
Mihnet-i derd-i belâdan bunda feryad eylemez
Kerbelâ’da Şah Hüseyn’in kim işitse hâlini
Seyfi ya virân eder gönlün âbâd eylemez
(Seyyid Seyfullah, (v.1601)
Çâk kıl sineni kim mâh-ı Muharrem’dür bu Çâk kıl sineni: yırt, parçala
Ey gönül âh ü figân eyle ki mâtemdür bu
Dökdiler hâke bu dem âl-i Resûl’ün kanın hâke: toprağa
Ağla ey dide ki kan ağlayacak demdür bu
Bedenün dağ-ı siyehlerle siyeh-pûş eyle
Rûhi’yâ karalara gir dem-i mâtemdür bu
(Rûhî-i Bağdadî (v.1605)
Kim meğer âdem değilsin şân-ı zât-ı bilmedin
Yok mudur cisminde cânı şâd-ı handânım diyen
Böyle kâfirlik eder mi göz göre ey bî-haber
Bana lutfundan keremler eyle sübhânım diyen
Sana la’net eylemekle buldu Hak’dan rahmeti
Sad-hezâr sana benzer şâh-ı devrânım diyen
Azbî Baba (v. 1736-37)
Ciğer kûşe-i Fâtıma, dü çeşm-i Murtaza
Ol bağ-ı nübüvvette iki verd-i dil-küşâ verd-i dil-küşâ: gönül açan iki gül
Bir katre dem-i pâkine yetmez iken bahâ
Çekti kuhl gibi gözüme deşt-i Kerbelâ kuhl: sürme. deşt: toprak
Zalim nice kıydın, sana nettiydi Mustafa?
Lânet Yezid’in cânına yek anda sad hezâr yek anda: bir anda, sad hezâr: yüzbin
Taştan taşa çalsın başını, bulmasın karar
Kelb suretine girdi şemşir olup zehr-i mâr Kelb: köpek. Zehr-i mâr: zehirli yılan
Yad eyle bu mersiyeyi yan, ağla, dil-fikâr dil-fikâr: efkarlı gönül
Dertli, sana benzer muhibb-i hânedan mi var muhibb-i hânedan:ehlibeyti sevenler
Zalim nice kıydın, sana nettiydi Mustafa?
Geredeli Dertli (1772-1846)
***
Halk Şiirinde Kerbelâ Ağıtları’nda da 14.yy-20.yy arası Halk Şairlerine yer verilmiş. Bu eserden de seçtiklerimizden nakledelim:
|
|
|
|
Nice şehit yoldaş oldu işine
Çözdü marhamasın sardı başına
Beli dedi hile gelmez kaşına
Gel dinim imanım Hasan Hüseyin
Vardı çadırına himmet eyledi
Yedi yerde yarasını bağladı
Gökte uçan kuşlar hep kan ağladı
Gel dinim imanım Hasan Hüseyin
Yezit galip oldu vermedi suyu
Anlar da çağrışır gel Ali’m deyu
Ciğerim köşesi yüreğim yağu
Gel dinim imanım Hasan Hüseyin
Kul Hüseyin (16.yy)
Ahmed-i Muhtar’ın necm-i Mi’rac’ı necm-i Mi’rac’ı: miraç yıldızı
Enbiyaullahın başının tâcı
Mihr-i vefâ bezm-i vahdet sirâci sirâci: kandil
Davud ağlar Sultan ağlar mur ağlar mur: karınca
Hüseyn-i Kerbelâ mir’at-ı hüda
Sadr-ı safa zarf-ı envar-ı hüda
Emr-i hakka ruhun eyledi fedâ
İsa ağlar Meryem ağlar Kuds ağlar
Kerbelâ’ya Âl-i aba ekilmiş
Kudret incileri yere dökülmüş
Hayder-i Kerrar’ın kaddi bükülmüş kaddi: beli, boyu
Rıdvan ağlar gilman ağlar hur ağlar
Muhammed Lütfi (1868-1956)
İmam Muhammed Tâkî’dür kim evliyalar ser-tacı
Aliyyü’n-Nâkî’yi seven bulur derdine ilacı
Yezit’e kıldığım lanet zehr-i hulku Rıza’dandır
Her daim mümine rahmet şehid-i Kerbelâ’dandır
Derûnî bir nur u haktır imameyn-i masum-i pak
Gir ârifler mektebine sırr-ı Ali’den al sebak sebak: ders
Aşk ile sev Al’evladın sad-hezardan yakanı çek
Bunlar için durur yerler bunlar için döner eflak
(Derunî 1818-1899)
Son dönem Osmanlı Devlet adamlarından ve divan şairi Koniçeli Kazım Paşa’nın (1821 -1890) mersiyelerinden oluşan Aşkın Hazinesi Makâlîd-i Aşk adlı divançenin derlemesini de Cemil Çiftçi hazırlamış. Düşdü Hüseyn atından sahrâ-yı Kerbelâ’ya /Cibrîl var haber ver “Sultân-ı Enbiyâ”ya nakaratlı mersiyeyi de muhtevidir.
Ashâb u âlinin hep kibârı vü sıgârı kibâr vü sıgâr:büyükler, küçükler
Bir bir kılub önünde azm-i huzûr-i Bârî
Dil-teng edüb susuzluk tâ arşa oldu sârî sârî: sirayet eden, ulaşan
Etfâl-i seyyidâtın feryâd-ı bî-karârı Etfâl-i seyyidât: seyyid çocukları
Her yüzden etdi tazyîk a’dâ o şehriyârı
Âhir çıkub elinden dâmân-ı ihtiyârı dâmân-ı ihtiyârı:iradenin eteği
Düşdü Hüseyn atından sahrâ-yı Kerbelâ’ya
Cibrîl var haber ver “Sultân-ı Enbiyâ”ya
Ol şâh-ı dîn-penâhı tenhâ görünce düşmân
Etdi hücûm u savlet şiddetle her tarafdan
Bir hâle vardı âhir zahm-ı hadeng-i âhen zahm-ı hadeng-i âhen: kılıç yarası
Mânend-i kasr-ı cennet cisminde oldu rûşen rûşen: aydınlık, açılmak
Envâ’-ı yârelerden her cânibinde revzen revzen: pencere
Kâzım olub nihâyet bî-tâb harb ederken
Resûlullah Efendimiz ve ehl-i beytine, yukarıdaki mersiyeleri yazan azizâna, onların muhiblerine rahmet, mağfiret niyaz ederiz.
