2010 yılı olmalı, Dr. Mustafa Tatçı Hoca Aksaray’da misafirimiz olmuştu. Sohbet esnasında Somuncu Baba’nın oğlu Yusuf Hakikî Baba’nın Divanı üzerinde Dr. Erdoğan Boz Hoca’nın çalıştığını, neşre hazır olduğunu söyledi. Aksaray Hamideddin Aksarayî (Somuncu Baba) ile meşhur olup, onun oğlu divan sahibi bir arifin eserini neşretmenin Valilik için zevkli bir vazife olacağını düşündük. Erdoğan Hoca ile temas kuruldu.

Edebiyat, musiki ve tasavvufi eserlerle meşgul olanlarda özel bir halavet ve mülayemet oluyor. Erdoğan Boz Hoca ile çok kolay mutabakat sağlanıp, hemen basıma teşebbüs edildi. Birçok muteber divanın neşrine destek olan, bu işi manevi kâr/hizmet hesabıyla yapan merhum Ahmet Ünalmış da basıma talip olmuş, anlaşma sağlanmıştı. Kısa sürede itinalı bir baskı yapıldı. İl Halk Kütüphaneleri ve bazı üniversite kütüphanelerine, demirbaşına kaydedilmek üzere gönderildi.

Yusuf Hakikî Baba, 1487 yılında dünyadan göçmüş. Türbesi Aksaray’dadır.

Divanı neşre hazırlayan Erdoğan Boz Hoca İbn u Batuta’dan şu nakli yapar:

“Bilad-ı Rum ahalisi umumen mezheb-i Imam-ı Azam Ebu Hanife üzere olarak ehl-i sünnettir. Içlerinde Kaderi, Rafizi, Mutezill, Harici bulunmayıp Cenab-ı Hüdavend-i bi-endaz, onları bu fazilete ser-efraz buyurmuşlardır”.

Osmanlı padişahları tasavvuf büyüklerine oldukça fazla değer vermiş hatta Yıldırım Bâyezid, kızını Emir Sultan ile evlendirerek bunun en güzel örneğini sergilemiştir. Bu hürmet dolayısıyla XIV. yüzyılın sonlarından itibaren Ekberiyye, Bistamiyye ve Zeyniyye tarikatları, XV. yüzyılda ise Halvetilik, Kadirîlik ve Mevlevîlik tarikatları” geniş bir yayılma alanı bulmuşlardır.

Akşemseddin’in Fatih’in manevi hocası olması ve bir nesil evvel II. Murad’in hem Akşemseddin’e hem de Hakiki Yûsuf’un mürşidi olan Hacı Bayram-1 Veli’ye büyük hürmet göstermesi, tarikatların, Osmanlı’nın en üst devlet kademelerinde ne kadar etkili olduğuna kuvvetli birer delildir. (s.16)

Tasavvuf yolunda ilk ve temel bilgileri kuvvetli bir ihtimalle babası Şeyh Hamid-i Veli’den alan Hakîkî Yûsuf’un nerelerde ilim tahsil ettiği konusunda rivayetler şöyledir: Evliya Çelebi’ye göre El-Hac Bayram Veli’nin talebesi olup Ankara’da ledün ilmini tamamlamış ve Aksaray’da Bayramiye Tarikatinin öncüsü olmuştur. Onun Erdebil, Konya ve Aksaray medreselerinde ilim tahsil etmiş olabileceğine dair rivayetler de vardır. Aksaray dışındaki hayatı hakkında kesin bir bilgi sahibi olamadığımız Hakiki Yusuf Bursalı Mehmet Tahir Efendi’nin Osmanlı Müellifleri’nde verdiği bilgiye göre babasıyla beraber bir müddet Bursa’da bulunmuş, ancak Bursa’da babasının karşılaştığı o meşhur olaydan sonra veya biraz önce Aksaray’a dönmüştür. (s.17)

Anlatılan meşhur bir kıssaya göre; Hakîkî Yûsuf, babası Şeyh Hâmid-i Velî hazretlerinin halifesi olmak ister. Ancak onun bu teklifi babasınca uygun görülmez. Emanetin ehline verilmesi gerektiğini söyleyerek halifeliği Hacı Bayram-ı Velî hazretlerine bırakır. Babasından uzun bir nasihat dinleyen Hakîkî Yûsuf, ikna olarak Hacı Bayram-ı Velî hazretlerinin müridi olur.” (s.18)

834 sayfalık şümullü divanından bazı seçmeler yaparak, onu tanıyanların ve istifade edenlerin çoğalmasını arzu ettik. Yaptığımız seçmeleri aşağıya derc ediyoruz. Karşılarına bazı lügatler de koyduk.

kaside der-tevhid (tamamı yetmiş beyittir s.33)

gel gel ihlâs u şevkıla iy yar

eydelüm lâ ilâhe illallah                                    eydelüm: diyelim

kalmaya dilde tâ ki jeng ü gubâr                      jeng ü gubâr: toz ve toprak

eydelüm lâ ilâhe illallah                                    dil: gönül

ömri virdük yile cehaletile

nidevüz âh bu hacâletile                                   hacâlet: mahcup olma

ire tâ zevk vecd ü hâletile

eydelüm lâ ilâhe illallah

 

zikrile hâsıl oldı kalbe huzur

nazil oldugı dem sekinet ü nûr                         sekinet: iç ferahlığı

gelünüz tâ ki olavuz mağrur

eydelüm lâ ilâhe illallâh

 

bir dem oturma turma gafilile

akl-u cân u gönülile dilile

gel ki her derdümend ü bî-dilile                        bî-dil: gönülden habersiz

eydelüm lâ ilâhe illallah                

Kaside der-beyân-ı levâmı i aşk der-mezâhiri kâinat. (tamamı 50 beyittir s.60)

 

neçün kaldun bu süflide vefa kim buldı dünyide

dürişüp hâsıl itsen ne bu yolda rütbet-i a’lâ

 

şeri’at tahtı öninde getür ahkam seyfin ur

bu nefsün boynını a’da adûdur virürem fetva

 

kişi din derdini hasıl ki itmez gelmez ıslâha

veli tahsiline derdün bilün takva gerek takva

 

bugün her buldugın yiyen kişi her bildügin işler

harâma mürtekib olur yüzi kara kopar ferdâ                      mürtekib: suç işleyen

                                                                                              ferdâ: yarın

der nasihat bahri münserih (tamamı 17 beyittir s.67)

 

dilerisen ki ola râzi özünden hüzâ                                                hüzâ: Hüdâ                 

imdi müsülmânlıg it terk-i hevâ kıl hevâ

 

cânuna cevr itmegil dünye kazancı diyü

sana nasibün yiter hırsıla tap çek cefâ

 

ol yaradan padişah rızk virür aybuni

örteriken buyruğın sırsın idersin hatâ                                         sır-sın: tutmaz-sın

 

birise gönlün Hakka ol müteveccih degül

kılmag iki kıbleye kimse namazı revâ

 

 

kanda bulısar huzûr bâtını içreye nûr

dünye gamına olan kimseneler mübtelâ

 

berk-ı tecellide mahv eylemedin varlığı

alem-i hayretde cân bulmadı zevk-ı fenâ

 

eyledi uşşâkı bu remz-i muhayyer kamu

itdi çü gülzârı hû murg-ı Hakikî-nüvâ                       

medh-i şeyh hacı paşa k.s. (s.85)

iy din yolunun reh-beri şeyhum yoluna cân fidâ

iy has erenler serveri şeyhum yoluna cân fidâ

 

iy fahr-i erbabi t-tukâ ammâ men a’da ve’t-tekâ

na’tündür iy kân-ı sehâ şeyhum yoluna cân fidâ

 

lutf u sehâvet kânisin aşıklarun sultanısın

derdlülerün dermânısın şeyhum yoluna cân fidâ

 

ırılmadı senden gözüm ayrılmadı senden özüm

sensin bu âlemde bizüm şeyhum yoluna cân fidâ

 

gönlümde sen gözümde sen fikrüm şeb ü rûzumda sen

derdümde sen sözümde sen şeyhum yoluna cân fidâ

 

iy mak’ad-ı sıdk içre sır ‘inde melikin muktedir

âsûde olan ehl-i bir şeyhum yoluņa cân fidâ

ol ravza-i pake yüzin uran Hakikî şeksizün                        şeksizün: şüphesiz

kurtardı her gamdan özin şeyhum yoluna cân fidâ

der nasihat bahri recez  (s.111)

âvâreler âvâreler gelün gelün ışka salâ                               salâ: davet

dil haste vü bi-çâreler gelün gelün ‘ışka salâ

 

âvâre niçe kalasız gurbetde mahcub olasız

tâ cânda yarı bulasız gelün gelün ışka salâ

 

endişe boynın buralum didâra karşu turalum

şahıla işret sürelüm gelün gelün ışka salâ

 

ışkdur ere gönül gözi ışk oldı gören ol yüzi

ışk iledür ana bizi gelün gelün ışka sala

 

oldun Hakikî ışka kul ger ider olursa kabul

şükrâne virüp cân gönül gelün gelün ışka salâ

der beyan-ı sıfat-ı ârifan (s.132)

kimse ne dilin bilür ne anun ahvâlin tuyar

âkil u âli vü nâzil kim bu sırdadur lebib                              lebib: çok anlayışlı

çağırur kûkû vü hûhû diye çünki fahte                               fahte: üveyik kuşu

gerçi hâmüşısa nâlândur veli çün andelib

gör ledünni ilmi var ta’limgâh-ı hazrete

yanluşunı göstere tâ ışk dersinde edib

 

kâbe kavseyni evednâ sırrına ol mürtekib

sen gönül arşında ko ger kala minberde hatib

 

erligile bil firâz-ı arşa dikmege alem

meskenet olmak gerekdür meskine kalb-i münîb

 

         Görüldüğü gibi Hakikî Baba’nın lisanı ve irfanı da Yunus Emre, Fuzuli ve Eşrefoğlu ile büyük benzerlik taşımaktadır. Birçok ayet ve hadislere telmihler vardır. Birkaç dost ve bir lügat ile bir araya gelip okunursa zevkiyâb olunabilir.  

Hazretin diğer eseri Muhabbetnâme de Ali Çavuşoğlu tarafından hazırlanmış ve Aksaray Belediyesi’nce tab ve neşredilmiştir. Sevgi Yolu adlı seçmeleri de vardır.

Somuncu Baba, Hacı Bayram-ı Veli, Yusuf Hakikî Baba ve divanda ism-i şerifi geçen mübarek zevatı tab’ı ve neşrini yapan Akçağ Yayınları Sahibi Ahmet Ünalmış’ı  minnet ve rahmetle yâd ederiz. Bu eserin yayına hazırlayan Erdoğan Boz Hoca’mıza ve diğer emeği geçenlere şükranlarımızı sunarız. 

 

“Yusuf Hakikî Baba Divanı, Orhan Alimoğlu” için 2 yorum

  • ”Yanup âteşlere ifşa-i râz itmem melâlinden
    O kim hâl ehli ârifdür getirmez derdini kâle.”

    Kitapli Valilere selam olsun.

  • ”Yanup âteşlere ifşa-i râz itmem melâlinden
    O kim hâl ehli ârifdür getirmez derdini kâle.”

    Kitapli Valilere selam olsun…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir