Devlet bürokrasisinin yüzü halk nezdinde biraz soğuk görülür ve bundan dolayı olsa gerektir ki halkın yerelde ve merkezde bürokrasiye hep mesafeli bir duruşu olmuştur. Yerelde devletin en büyük bürokratı valilerdir. İnsanlar yolda belde, caddede sokakta devletin yereldeki en büyük yüzü olan valiyi gördüğü zaman mahcup bir ürkekliği, masum bir korkusu vardır. Ancak son dönemlerde bu soğuk yüzün yavaş yavaş kırıldığını görüyoruz. Bu kırılmanın önemli simalarından birisi de Orhan Âlimoğlu Beyefendi’dir. Bu valilerden bazıları aynı zamanda kalem erbabıdır. Nitekim tarihin derinliklerine indiğimizde çok yönlü birçok valiyi de görebiliriz.
Orhan Âlimoğlu valiyle tanışmam yanılmıyorsan 2010 ya da 2011’li yıllarda bir kitabevinde olmuştu. Kitabevi sahibi tanıdığım bir ağabeyimizdi. Arka tarafta öğrencilerle Vali Bey’in sohbet ettiğini söyleyince müsaade alarak yavaşça yanlarına oturdum. İşin doğrusu az da olsa bir tedirginlik yaşamadım değil. Ancak daha önce Vali Bey’in Sakarya ilinde değişik görevlerde bulunduğunu okumuştum. Kendimin de ilk görev yerimin Sakarya olmasının verdiği güvenle oturduktan

sonra yavaş yavaş nerede görev yaptığımı, neler okuduğumu vs. sormasıyla başlayan ortam zamanla samimi bir dostluğa da dönüşmüştü.
Hüseyin Yorulmaz Bey’in de ifade ettiği gibi Okuyan ve Okutan, “Kitaplı Vali” sıfatları belki de en güzel şekilde Vali Bey’i ifade ediyordu. Yıllar içinde gerçekleştirdiğimiz divan ve kitap sohbetleriyle muhabbetimiz de gelişiyordu. Aksaray’ın belki de en uzun süre görev yapan valilerinden birisidir kendileri. Bu süreçte kendisi gerçekleştirmek istediği nesil inşası yolunda birçok haksızlıklara da maruz kaldı. Neyse ki o dönem devlet ricali bu şikayetler karşısında Vali Bey’i net söylemleriyle (Âlimoğlu, 2024; 12) koruyup kollamıştır. Sayın Vali Aksaray’dan Türkiye’nin o zorlu dönemlerinde Hakkari’ye vali olarak tayin edilmişti. Ben o haberi bir sabah telefonumu kurcalarken valiler kararnamesiyle ilgili haberi okuyunca öğrenmiştim. Kendi payıma ne yalan söyleyeyim oldukça üzülmüştüm. Aynı gün yani cumartesi günü de bir sohbetimiz vardı. Biz herhalde bugün gelmez diye düşünürken her zamanki saatinde çıktı geldi ve sohbetimizi yaptık. Bizlerin biraz duygusal biraz da tayin konusuyla ilgili söylemlerimizdeki üzüntüyü de hissetmiş olacak ki bizlere bunların normal durumlar olduğunu, bugün burada yarın ülkemizin başka bir köşesinde görevlendirilebileceğimiz minvalde söylemleriyle bizleri üzülmememiz konusunda teselli etmişti.
Sohbetlerimizdeki o sarih Türkçesi ve özellikle divanlardaki beyit tercümeleri değme edebiyatçıya taş çıkartacak kabilden desem yalan olmaz. Zaman zaman kendisine bu anlatımların yazıya dökülmesinin faydalı olacağını söylediğimizde de “yazanlar var hocam” diyerek büyük bir mütevazilik de gösterirdi.
Gerçi Vali Bey emekli olduktan sonra kendisi bizleri hiç yalnız bırakmadı. Telefonlarımıza sürekli okumamızda fayda gördüğü yazıları, kitapları gönderiyordu. Zaman zaman kendi kaleminden de yazılarını gördükçe ayrıca mutlu oluyordum. Bir gün Aksaray’dan değerli bir abimiz Mustafa Çalışkan Bey Vali Bey’in kitabının yayınlanacağını söyleyince ziyadesiyle mutlu olup kitabını bir an evvel getirtip okumak için sabırsızlıkla beklemeye başladım.
Kitap, Değişim Yayınları arasından “Kitaplar Arasında” adıyla 2024 yılında yayınlandı. Kitap, Hüseyin Yolunmaz Bey’in “Okuyan ve Okutan Vali” başlıklı taktim yazısıyla başlar. Yine eserde ‘Önden Giden Atlılar’ başlığıyla değişik şahsiyetler ve eserler üzerinde yazarın değerlendirmeleri ele alınır. Bu noktada ele alınan şahsiyetler şunlardır: “Seyyid Nizamoğlu, Diyarbekirli Said Paşa, Erzincanî Salih Baba, Fatma Âliya Hanım, Mehmet Akif, Tahirü’l-Mevlevi, Orhan Okay, Cahit Zarifoğlu, Fehmi Kuyumcu, Ali Nezih Uzel Bey, Mustafa Tahralı, Veysel Öksüz, Buharalı Abdullah, Avanoslu Mehmet Bektaş Bey, Memduh Cumhur Bey, Rasim Özdenören, Maraşî Hakkı Baba, Osman Güneş, Hamurcuzade Nuh Mehmet, Ali Birinci”. Aynı zamanda kitapta “Sina Paşa’nın Maârif-nâme’si, Muhammediye’ye Dair” başlıklarıyla kitap değerlendirmeleri de vardır.
Bu değerlendirmelerde birçok kıssadan hisse, kulaklara küpe özlü sözler, kelam-ı kibarlar ve şiirlerden bölümlerle kulakların pası silinmektedir âdeta. Örneğin çağımızın insanlarının da önemli hastalıklarından birisidir ümitsizlik. Seyyid Nizamoğlu’nun ele alındığı bölümde bu husus bir yandan “Rüzgar kesildiyse küreklere asılın. Yani ümitsizliğe kapılmayın, çareler arayın.” diyerek öte yandan da “ Kişiye sadâkad yaraşır görse de ikrah/ Yardımcısıdır doğruların Hazret-i Allah” dizeleriyle çarenin, umudun anahtarını veriyor.
Olanlar devlet-i dünyaya mağrur/ Buların kısmeti noksan değil mi
Haberdâr olmayan kendi özünden/Kamu bildikleri yalan değil mi
Benim nem var bu âlem içre bilmem/ Hemân bir kuru ad ve san değil mi dizeleriyle Salih Baba üzerinden dünya sürgününde insanoğlunun temel hayat gâyesini verir.
Mehmet Âkif Ersoy’un anlatıldığı bölümde yazar kendisinin lise yıllarında Âkif’i anma merasimlerinde kendine görevler verildiğini belirtirken günümüz eğitim sistemine “ Bizim okullarda umumiyetle birçok konuyu sınava kadar veya mezuniyete kadar ezberlemek alışkanlığı var. Böyle olunca sınavdan sonra zihinler boşalıyor.” sözleriyle eleştirel bir bakış getirirken “ Boşa, şeytan arkadaş olurmuş” atalar sözüyle de bu düşüncesini desteklemektedir.
Yazarın ele aldığı portlerin bir kısmının önemli tasavvufçulardan bazıları olduğunu da görüyoruz. Bu değerlendirmelerde şahsiyetlerin şiirleri üzerinden tasavvufa da bir yaklaşım sergilenir. Tahirü’l-Mevlevî’nin ele alındığı bölümde tasavvuf meselesine Nurettin Topçu gözünden ana hatlarıyla şöyle bakılmaktadır: … Tasavvuf, esasında bir ahlakî temizlenme yoludur. Bu temizlenme işi, insan olan varlığımızdan hareket ederek Allah’a kadar götüren bir yolculuğun sonucudur. Bu yolculuk, sonu olan varlığın daha yaşarken sonsuzluğa atlayışıdır; fenadan bekâya sıçrayışıdır. … (s.68).”
Yazar uzun süre Aksaray’da görev yapınca burada da birçok dost edinmiş ve kitaptaki yazılarının bazı yerlerinde bu dostlarına – Cengiz Aydoğdu, Nevzat Palta, Haluk Şahin Yazgı, Şaban Bostan Ruhi Açıkgöz, Mustafa Çalışkan, Hasan Ekecik vd.” da yer vererek vefa örnekliği göstermiştir.
Yazarın anlatımında birçok yerde kulaklara küpe olacak tarzda tek cümlelik güzel hadis-i şerif, kelam- ı kibar, dize örnekleri de mevcuttur: Âlim kişilerin artıklarını yiyenler de artık olur. // Sana layık kullarınla hem dem et/Ehl-i derdin sohbetine mahrem et. // Kim Müslümanların derdini kendine mâl etmezse onlardan değildir. // Adam adam gölgesinde yetişir. // Yenen nimetlerin kana karışan kısmı rızıktır. // Mecaz hakikate köprüdür. // Hakk’a kul ol kul, olasın makbul/Hakk’a kul olanın cümlesi makbul. // Dünyaya gelmekten murat Allah’ı bilip Allah’ı bulmaktır. // İnsandan kulaktan beslenirmiş// Göl yerinde su eksik olmaz. // Hastalığın saltanatını sürüyoruz, herkes bize hürmet ediyor. // Tabib olmayana yaran sardırma/Sonra azdırırsın gardaş. // Kelâmından olur malûm kişinin kendi miktarı.
Portre, biyografi ve otobiyografi tarzı yazıların önemli noktalarından birisi de okuyucuya önemli bibliyografik bir künye sunmasıdır. Bu eseri okurken de portrelerin ele alınışında birçok yazar ve eserini de görmekteyiz. Bunlardan da istifade edilmesi adına kitapta geçen bibliyografik künyede çıkarılarak okuyucuların istifadesine tarafımızdan sunulmuştur:
Ahmet Güner Sayar, Siyaset ve Velayet Penceresinden M. Akif (Makale)
Abdullah Develioğlu, Büyük İnsanlar
Abdürrahim Macit, Muhammed Hamdullah
Abdürrahim Karakoç, Hasan’a Mektuplar
Ahmet Avni Konuk, Mesnevi-i Şerif (Haz. Mustafa Tahralı, Selçuk Eraydın)
Ahmet Cihan, Aile Mektupları
Alexander Bennigen, Sovyetler Birliğinde İslam
Alim Kahraman, Tanıdığım Orhan Okay, Büyüyenay yay.
Ali Birinci, Tanıdığım Orhan Okay
Amil Çelebioğlu, Nahifi Mesnevi Tercümesi, Sönmez Neşriyat
Aşçı Dede, Hatıralar (4 cilt)
Ayşe Gülseren Kuyumcu, Gülden Nur Damlalar
Bazı Kelimeler Çok Güzel, Can Yay.
Cahit Zarifoğlu, Savaş Ritimleri, Ağaç Okul, Zengin Hayaller Peşinde
Claude Addas, Kibriti Ahmer’in Peşinde, Dönüşü Olmayan Yolculuk: İbn-i Arabi
Emine Yeniterzi, Mevlana Âşığı Konyalı Bir Şair Veysel ve Şiirleri, Selçuklu Belediyesi Yay.
Erdem Beyazıd, İpekyolu’ndan Afganistan’a
Fatih Gökmen, Âim Bir Dost, Pendik Belediyesi yay.
Fatih M. Şeker, Türk Dikkati
Fatma Barbarosoğlu, Uzak Ülke-Fatma Aliye
Fehmi Kuyumcu, Evliyanın Dilinden, Salih Baba Divanı
Hasan Bari Çantay, Akifname
Hamurcuzâde Nuh Mehmet, Gülşen-i Raz(Sır Bahçesi)
Lütfi Şuşud, Hacegân Hanedanı ve Fakih Sözleri
Hüseyin Vassaf, Sefine-i Evliya (5 cilt)
Hoca Sadettin, Tacü’t-Tevarih, Selimnâme
İhsan Süreyya Sırma, Pervari’den Paris’e
Akif Ersoy, Safahat
Cemal Kuntay, M. Akif
Nusret Tuna, Aşk Yolu, İnsan Yay.
Mahir İz, Yılların İzi
Mehmet Şevki Eygi, Ahmet Cevdet Paşa ve Zamanı, Bedir yay.
Memduh Cumhur, Tuna’yla Hasbihal, İstanbul Fetih Cemiyeti Yay.
Mustafa, Özdamar, Yaman Dede
Münir Derman, İbn-i Arabi’den Seçmeler
Necmettin Turinay, Üç İsim Dört Mevsim
Nezih Uzel, Atatürk’e Nasıl Vize Verdim, Selis Yay.; Adriyatik’ten Çin’e Türk Dünyası
Orhan Okay, Silik Fotograflar, Batı Medeniyeti Karşısında A. Mithat Efendi, Anadolu’da Hatıralarla Nurettin Topçunun Mektupları
Rasim Özdenören, Müslümanca Düşünme Üzerine Denemeler, Müslümanca Yaşamak, Yeniden İnanmak, Düşünsel Duruş, Yaşadığımız Günler, Kent İlişkileri, Kafa Karıştıran Kelimeler, Hadisler Işığında Hz. Muhammed, Gül Yetiştiren Adam
Reşad Nuri Güntekin, Miskinler Tekkesi
Sadettin Ökten, Yahya Kemal Rüzgarıyla
Said Paşa, Mizanü’l-Edeb, Miratü’l-İber
Semiha Ayverdi, Kenan Rufai ve Yirminci Asrın Işığında Müslümanlık, Ateş Ağacı ve Rahmet Kapısı
Süleyman Çelebi, Mevlid-i Şerif
Tahir Olgun, Müslümanlıkta İbadet Tarihi, Bahar yay.; Şerh-i Mevlevi (14 cilt)
Ummana Dökülen Irmaklar: M. ÂKif Ersoy’un Dost Çevresi, Pendik Belediyesi yay.
Görüldüğü gibi eser oluşturulurken kırk beş farklı yazarın altmış üç farklı eserinden yararlanıldığı da dikkatlerden kaçırılmaması gereken önemli bir husustur.
Kitapta değişik konular kültürel boyutta portreler üzerinden ele alınmıştır. İbrahim Hakkı Erzurumî’nin dizeleriyle yazımızı sonlandırırken Sayın Valimiz Orhan Âlimoğlu Bey’e güzel çalışması için tebriklerimizi bildirir yeni çalışmalarıyla irfan ve kültür dünyamıza gönül çeşmelerinden akıtacakları çalışmalarını sabırsızlıkla beklediğimizi hürmet ve saygıyla sunarız.
Deme niçin şu şöyle
Yerincedir ol öyle
Bak sonunu seyreyle
Allah görelim neyle
Neylerse güzel eyler

Hakkari’de tanıdım ve bendeki emeği çok…mükemmel kişiliği ile öğrencilere desteği ve yol göstermesi benim umudum olmıştu.Keşke ziyaret etme şansım olsaydı