Bir kazaya sebep oldum fakat benim hiçbir suçum yok.
Suç şoförde de değil.
Yolcularda da.
Otobüse binmiş, koltuğa yerleşmiş kişilerde suç aramak abes bi şey zaten.

Metrodan çıktım.
Nasıl yağmur yağıyor!
Islandığıma yanmayacağım da elimde kitaplar var. Onlar ıslanacak.
Hafif çise olsa yürüyebilirdim.
Hafif çisede yürümek hoşuma gider çünkü.
Saçları parlatır, derler.
Çisede ıslanan saç geç ağarırmış.
Bi de tabii yağmur rahmettir.
Yağmurun ahdi daha tazedir bizden.
Her bir damlayı
bir melek indirir denir.
Ama elimde kitaplar var.
Cebimde de bilet.

Başımı çevirdim.

Belediye otobüsünü gördüm.
Ring otobüsü.
Durağında idi.
Yolcularını almış
hareket etmeye hazırlanıyordu.
Biraz hızlı hareket edersem durağından kalkmadan yetişebilecektim.
Bir hamle yaptım.
Bu arada otobüs hareket etmiş, sinyalini vermiş, virajı dönmek üzereydi.
Soğuktu ve yağmur çiseliyordu.

Hava kararmıştı.
Gidişat yağmurun şiddetleneceğini gösteriyordu.
Şemsiyem yoktu.
Otobüs tam dönmek üzere iken elimi kaldırdım.
Şoför insaflı davrandı.
Kapıyı açtı.
Teşekkür ettim.
Benim bindiğimi, şoförün beni aldığını gören başka yolcular da geldiler hemen.
Beni aldı, onları almasa olmazdı.
Almayabilirdi ama.
Hem beni hem onları.
Kalkış saatim belli. Biniş yeri belli. Açamam diyebilirdi.
Demedi.

Merhamet…

Benden sonra gelenlere de açtı kapıyı.
Yolcular, hay Allah razı olsun diye dua ederken diğer yandan da biletlerini basmaya çalışıyorlardı.
Tam hareket ediyordu ki birkaç kişi daha geldi.
Onlar da şemsiyesizdiler.
Şoför onlara kızmadı ama birazcık mırıldandı.
(Ne dediğini anlamadım.)
Ben arka boşluklara doğru yürüdüm.
Elimde kitaplar.
Saçlarımda küçük, yuvarlak ve de soğukça yağmur damlacıkları.

Bir gürültü koptu.

Güüüüüm!

Orta kapının hemen önündeydim.
Sarsıldık.
Bereket versin bir elim tutamakta idi.
Herkes bir öne bir arkaya doğru sarsıldı.
Taksi geriye doğru hamle yaptı mı yapmadı mı farkında değilim.
Farkında değilim daha doğrusu.
Taksiden kucağında üç yaşlarındaki çocuğu ile bir er kişi indi.
Hanımına sesleniyordu.
Al şu çocuğu!
Kızgındı.
Sonra bizim şoföre bakarak sen de şoför müsün be, dedi.

Taksinin arka kapısı ve çamurluğu içine çökmüştü.
Meğer o da otobüs ile aynı anda hareket etmiş.
Otobüs taksiye, taksi öndekinin bagajına..
Zincirleme..

Bütün yolcular belediye otobüsünden indi.
Yağmuru unuttuk.
Islanmayı da.
El frenleri çekildi.
Belediye şoförü taksi şoförüne bağırarak indi.
Trafik ekibi çağrıldı.

Hava yağışlı…
Fakat yağmurda suç aramayız.
Yağmur yağar.
Suç otobüs şoföründe de değil. çünkü o yolcuya yardım etmek istedi.
Yolcular zaten suçlu değil.
Onlar zamanında gelmişler, yerlerini almışlar.
Acaba ben suçlu olabilir miyim?
Ne de olsa hareket halindeki otobüsü durdurdum, bindim.
Ama hayır ben suçlu olamam.
Çünkü benden sonra başka yolcular da bindi.
Suçlu onlardır demek de el vermiyor.
Taksi şoförü de haklı.
Peki bu suç kimde şimdi?

Suç var, suçlu yok.

 

 

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir