2004 yılı olmalı merhum Âdil Erdem Bayazıt Ağabey Sakarya’ya teşrif etmişti. Zirai Donatım’daki Özel İdare Kütüphane bahçesinde otururken Erdem Ağabey; “Burada üniversitede hoca Maraşlı Hüseyin Yorulmaz var, çok hoş ve has bir insandır, tanışsanız iyi olur” dedi. Bizim de aradığımız öyle insanlardı. Hemen irtibat kurduk. Hüseyin Hoca da Erdem Ağabeyin bulunduğu yere teşrif etti. 20 yıla yaklaşan dostluğumuz, böylece başlamış oldu.
Üniversitede edebîyat hocasıydı, hem okuyup hem de yazan zümredendi. Bosna’da da hocalık yapmış, tetkikat ve hatıratını “Osmanlı’nın Batı Yakası Bosna” adıyla kitaplaştırmıştı. Ziya Paşa’nın eş’arını muhtevi bir kitabını da görmüştük. Onlara göz atınca Hüseyin Hoca’nın ne yazsa okunacak ne anlatsa dinlenecek eşhastan olduğu kanaatine sahip olduk.
Üniversitelerden birçok hoca ile tanışmamıza vesile oldu. Ersin Gürdoğan, İsmail Kıllıoğlu, Osman Sarı, Hasan Akay, Mehdi Ergüzel, Yılmaz Daşçıoğlu, Yılmaz Güney, bunlardan bazılarıdır. Hoca daha sonra irfan ve seyyah işleri Müdiri nasbolundu. Herhalde bu vazifeyi en uzun müddet ve bihakkın deruhte edenlerdendir.

Görev yeri şehir merkezinde olup, Valilik personeli olunca münasebetlerimiz daha kolaylaştı ve sıklaştı. Üniversitelerimizin şehir merkezinden uzak yerde inşası Sakarya’da da bariz görülür haldeydi. Bu uzaklık hem talebenin hem de hocaların şehirle bağlarını zayıflatmakta ve başta ulaşım birçok müşkülat doğurmakta idi. Kitapçılara ve şehir kütüphanesine uzaklık etrafında kitapçı dükkanları bulunmayan üniversiteler ortaya çıkarmıştı.
Halbuki bizim yüzyıllardır süren gelenekli yapımızda şehirler; merkezdeki cami, medrese-külliye, dergâh etrafında hilallenir veya halkalanırmış. Böylelikle de cemiyette kaynaşma, tesanüd, muhabbet, irtibat kolay ve mükemmel olurmuş. Maarif Vekili esbakı Nabi Avcı Hoca bir sohbetinde bu “kampüs” kelimesinin Almanca ’da kavga mânâsında olduğunu Hitler’in kitabından örnekle ifade etmiş, daha yerli daha milli bir mefhum, bir isim kullanılmasını teklif etmişti.
Enteresan mütefekkir muallimlerimizden (nihrir) Sakallı Celal “Meşrutiyeti ilan ettik olmadı. Cumhuriyet’i getirdik gene olmadı. Bir de “Ciddiyet”i denesek…” dermiş. Herhalde o safhaya henüz geçemediğimizden ciddi fikir ve teklifler tahakkuk edemiyor.
Hüseyin Hoca’nın İl Müdürlüğü Sakarya kültür hayatı bakımından çok verimli geçti. Pek çok ilmî irfani sohbet, konferans, sempozyum vb. toplantıya sahne ve mekân oldu. Hocanın vukufu, mülayemeti, tevazuu, samimiyet ve gayreti; Valilik, üniversite, belediyeler ve sivil toplumun imtizaç ve müşterek faaliyetini kolay ve mümkün kılıyordu. Sabahattin Zaim, Rasim Özdenören, Emin Işık, Nezih Uzel, Mehmet Niyazi, Ömer Tuğrul İnançer merhumlar ile Sadettin Ökten, Ersin Gürdoğan, D.Mehmet Doğan, Kemal Sayar, Turan Koç, Mustafa Tatçı, İsmail Kıllıoğlu, Alim Kahraman, Mim Kemal Öke, Mustafa Ruhi Şirin, A.Güner Sayar, Mustafa Aydoğan, Sadık Yalsızuçanlar, Necati Mert, Fahri Tuna…. gibi pek çok muhterem zevat Sakaryalılarla sohbet, muhabbet imkân ve fırsatı buldular.
Yorulmaz Hoca, bir taraftan da eser vermeye devam ediyordu. Prof. Dr. Sadettin Ökten ve merhume Dr. Ayşe Hümeyra Ökten hocalarımızın muhterem babaları, imam hatip okulları kurucularından meşhur Celal Hoca hakkında Bir Neslin Öncüsü Celal Hoca isimli ilmî-edebî eseriyle hocayı adeta diriltmişti. Onu Bir Neslin Üstadı Necip Fazıl, Bir Neslin Ağabeyi Erdem Bayazıt kitabı güzideleri takip etti.
Bu eserler hem yakın devire ait hem de ilmî ve edebî oluşlarından zevkle, kolaylıkla okunabiliyor, hem de muteber insan vasıflarını fark ettiriyor ve kazandırıyordu. Hüseyin Hocanın eserleri bizim için de emniyetli-güvenilir, çok istifadeli hediyelik eserler olmuştu. Gençlerimize, kitapseverlere, dostlarımıza gönül rahatlığıyla tavsiye ve hediye edebileceğimiz kitaplardı.
Bir de hocanın muhtelif dergi ve internet sitelerinde neşrettiği enfes makaleleri var ki, onlar da eskimez ve zevkle okunacak cinstendir.
Mesela “Rahmi Eray’ı Bilir misiniz?” (12.06.2019), “Üsküdarlı Sıdıka Hanımın Torunu Aliya” 23.05.2019, “Bu Ülke’nin Yazarı: Cemil Meriç” 17.10.2019 (fikircoğrafyası.com) makaleleri bulup zevkle okunmaya değer. Birçok makalesi de yakında toplanıp kitaplar olur inşallah. Ama okumayanlar kitap olmasını beklememeli, bulup okumalıdır.
Hüseyin Hocanın bir de Vakıfbank Kültür Yayınları Yöneticiliği var. Orada da birçok muteber eserin yayın ve dağıtımına vesile olduğu şüphesizdir. Daha sonra MEB Sayın Prof. Dr. Mahmut Özer zamanında Talim ve Terbiye Heyeti Azalığına tayin edildi. Oradaki iki yıllık vazifesinde de birçok yanlışı tashih ettiğine, birçok iyiliğe sebep olduğuna kaniyiz. Kendisiyle irtibatımız, selamımız hiç kesilmedi.
Şimdi de MEB bünyesinde kemâl-i sükunetle vazifeye devam ediyor. Bayburtlu Dede Paşa Hz.lerinden işittiğimiz bir kelâm-ı kibar var: “Her hal bir fırsattır”. Hüseyin Hoca bu kelâmın mânâsına vâkıftır. Bakalım, bu fırsatta kaç eseri mutebere vücut verecek. Bir Neslin Öncüsü Celal Hoca kitabının son baskısı TDV’ce yapılmış. Diğerleri de münasip yayınevlerince neşre devam edilir inşallah.
Şehirlerin ilm-i irfan ehlini destekleyen “ağaları” da bulunur. Bunlardan birisi de Sakarya’daki Sivasî Mürsel Albayrak’tır. Her muteber misafiri ağırlamaya, mihmandarlığa hazırdır. R. Özdenören, S.Ökten, Uğur Derman hocalarımızı müteaddit defalar ağırlamış sohbet muhabbete vesile olmuştur. Ayrıca ciddi- samimi okuyucu gençlere kitap teminine de hazır bulunur. Hüseyin Hocayla da müşterek has dostumuzdur. Çünkü adam sarrafıdır. Kendisine sıhhat afiyetle helalinden, kolayından kazançlar ve en hayırlı yerlere harcamanın nasip olmasını niyaz ederiz.
Kitapçı-kitaplı bir memur-amir olarak bilinmemize rağmen fakir de birçok şeyi hâlâ öğrenmeye devam ediyorsam, duymayanlar bilmeyenler olabilir, bilenler de okuduklarını hatırlar niyetiyle tanıyıp sevdiğim muteber zevata dair yazılar kaleme alıyorum. Bir de Hazreti Yunus’un “Sevdiğimi söylemezsem, sevmek derdi beni boğar” ruhsatıyla dostlardan bahsediyorum.
Hüseyin Hocanın Bosna kitabından bazı eş’arı da teberrüken aşağıya naklediyoruz.
Ortasında Gazi Hüsrev yatur sâhib-kemâl
Bir müferrah âbı akar nûş edenlere helâl
Hastalara şifâ verir sanki bir âb-ı zülâl
Derdlere dermân eden Lokman yeri Bosnasaray
***
Anladın mı âleme niçün getirdi seni Hak
Kendüne gel kendüni bil sana senden doğru bak
Üç hurûfu iki nokta cümle âlem ilmîdür
Gönlüne gir oku anun noktasını mâ-sadak
Halk dedin âlem dedin Tanrı dedin sen ol Bir’e
Birden artık bir taraf yok cümleye bir tut kulak
***
Tâlib ü sâdıklara yolu te’ennî gösterir
On iki esmâda bir birçok tesellî gösterir
Bî-cihet âhir nişânsuz hoş tecellî gösterir
Bâzü’l-eşheb pîrümüzdür Şeyh Abdülkâdiri
***
Gâyet ile hûb idi dilberleri
Can gibi mahbûb idi herbirleri
Hâsılı her köşede bir selsebîl
Rabb-ı Celîl eylemişdi sebîl
***
Beyan-ı vasfa gelmez hüsn-i bi-hemtası Mostar’ın
Acep mi olsun ey dil âşık-ı şeydası Mostar’ın
Hele olmaz bu dünyada meğer Firdevs-i âlâda
Hevâ-yı dilkeş-i âb-ı hâyât efzâsı Mostar’ın
Temaşa eyleyen kesb-i hayât-ı nev kılur her dem
Müferrahtır dili her küşe-i zibâsı Mostar’ın
Miyahiyle fevakih kesretiyle Şâm-ı sânîdir
Behişt asarıdır her ravza-i ra’nâsı Mostar’ın
İsm-i şerifi geçenlerden dâr-ı bekâya teşrif edenlere rahmet mağfiret, hayatta olanlara sıhhat ve afiyet niyaz ederiz.
Atalarımız “Dildeki beyana -iddiaya elde hüccet gerekir” demişler. Biz de hocanın Yorulmaz’lığına hüccet olacak eserlerini aşağıya kaydediyoruz:
Bazı Kitapları Bazı Makaleleri
|
Bir Neslin Öncüsü Celal Hoca Bir Neslin Ağabeyi Erdem Bayazıt Bir Neslin Üstadı Necip Fazıl Bilge Lider Aliya Osmanlı’nın Batı Yakası Bosna Bosna’da Baki Kalan Urfalı Nabi Ziya Paşa Tercii Bend ve Terkibi Bend Yunus Emre (seçme şiirler) Yunus Emre (makaleler) Erdem Bayazıt ve Yedi Güzel Adam Erdem Bayazıt’la Sana Bana Vatanıma Dair Konuşmalar
|
Bosnalı Dobra Bir Şeyh: Hasan Kaimî Efendi Mustafa Kutlu’nun Masalı Bir karakter âbidesi: M. Orhan Okay Bosna’nın kurucu mimarı: Gazi Hüsrev Bey Bu Ülke’nin yazarı: Cemil Meriç |

Üstadım, Hüseyin hocamızın Cahit ZARİFOĞLU ile ilgili kitaplarından bahsetmemişsiniz.
O konuda da öncüydü.
Hüseyin Yorulmaz hocamız ismiyle müsemma abimizdi. İlim ve tevazu insana böyle güzel yakışır. Allah yar ve yardımcımız olsun.