Değişim zamanı geldi arkada çalan fonun,
Altın kitaplarım da küflendi gitti şu kış mevsiminde.
Bir birikim diye tutturduk gidiyoruz ancak;
Hangisini yan yana koysam sen etmiyor.
Bütün boşluklar şaşaalı ya da var mı ki zamanımız?
İnsanlar diyorum, ben bu işin adamı değilim.
Bu mevsim benim değil, senin iklimin de ne belli.
Şiire ayraç bile atılmaz bu mevsimde.
Saçlarının telleri pare pare olmuş şimdiler,
Duvarındaki neminden belli;
Yatağımın bir yanı da damla damladır herhalde.
Sen küçüksün, yurdunda kal, sürgülü kapılarım,
Ocak, tencere, tabak al alabildiğine.
Her yer, her yerde deyimi saf tutmuş önümde.
Sen küçüksün ve ben bu işin adamı değilim.
Bursa otogarından yazıyorum bu mektubu.
“Acımı yoğuran şey farklı olsa da
İçimde sökülen yerin hep aynıydı.”
Cümlesini iki gündür düzeltemedim!
Şimdi yoksun burada, daha da gelmezsin.
Saat ise sevdaya çeyrek var, dahası güç.
Bir kaleme bile sığmamış koca sevdamız,
Yerini yurdunu kaybeden sevdamız.
Ben bu işin adamı değilim.
Mazi dedik ilkokula, çantaları birbirimize attık,
Eve koştuk, sırt sırta verip ardımıza bile bakmadık.
Sabah olmasın diye hasta mı olmadık.
İyisiyle, zamanıyla değil derdim;
Ben bu işin adamı değilim.

Kaleminize sağlık.