Denize giderken çöpe geldiğimde yolda bulduğum iki poşet tıka basa dolmuştu. Çöpten
korkunç bir et çürüğü kokusu yayılıyordu. Midem bulandı. Poşetleri bırakırken gördüm,
onlarca tavuk paketi atılmıştı. Bunların son kullanma tarihi bitmeden yoksullara verilmesi çok
mu zordu? Az sonra Kâğıt Toplayıcısı geldi. Bu kez yanında çocuğu da vardı. Yedi-sekiz
yaşlarındaydı çocuk. Elleri, yüzü-gözü kirlenmişti. Çöpü karıştırırken, “gülü ayırma dikenden,
ayrılan gül solar” dedi. Canım sıkılmıştı. Ne gülü, ne dikeni, ne ayırması. Öfkeyle yürüdüm.
Her diken gül veriyor muydu? Ardımdan seslendi, “diken, güle batmaz, merak etme!”

 

(*) Yazarın yeni yazdığı, yakında yayımlanacak olan YAPRAĞI GÜZEL adlı öykü dosyasından/kitabından…
 
 
 
 

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir