Tahsin bey, yeni öykü kitabına başlamak üzere bir word dosyası açtı.
Kitabın adını yazdı, kendi ismini altına ekledi. İkinci sayfaya geçti, sadece kitabın adını yazdı. Sonraki sayfaya kısa bir özgeçmişini karaladı. Dördüncü sayfaya “İçindekiler” başlığını düştü. Bir sonraki sayfaya kitap için düşündüğü mottoyu yazdı : “Biz uludan işittik, evvel er yaratıldı…” Yunus Emre’nin en çok sevdiği ve etkilendiği şiiriydi bu. Özellikle şu beytine bayılıyordu : “Eydürler bir kuşidi, hikmeti öküşidi / İki cihân ârifi ol kuştan ibret aldı…” Acaba devamını da yazsa mıydı : “Bunca yıl bunca zaman biz işittik bî-gümân. / Çalap kendi sun’undan ere Tanrılık kıldı…” Aman Allahım, bu hiç olmazdı. Ere tanrılık kılmak da neydi? Bu dizeleri atlayıp sonrasını mı alsaydı : “Ol kuşun herbir yönü yüz bin yüz yirmi dört / Evvel ol kuş uçuban rahmet gölüne daldı.” Evet bu güzeldi. Ama aradaki mısraları almasa bir boşluk oluşabilirdi. Sonraki beyti okudu : “Çün gölden geri döndü budak üzere kondu / Silkindi her bir yönden bir damla su döküldü…” Şiiri merak etmişti, alınca tümünü almak gerekiyordu : “Ol suyun her birisin bir cân yarattı güzîn. / Ol canın her birisi bunda peygamber oldu. / Evvelki bünyâd oldu altı kez dünya doldu / Yedincisi bu idi bu Âdem yaratıldı. / Âdem topraktanidi Azazil oddanidi / İşittik Azazil’i Âdem’e baktı güldü…” Şiir böyle devam ediyordu. Tümünü almak istemedi. Bir parçasını alınca da olmuyordu. Vazgeçti. Başka bir sözü hatırladı : “Sufi, gayr-ı mahluktur.” Harakanî’nindi söz. Bir süre baktı. Kendi kendine “olmaz” dedi, bunu ben bile anlamakta zorlanıyorum. Başka bir söz yazdı : “Din diyânet âdet ü şöhret kamusın verdi yele / Ey Niyazî noldu böyle kayd-ı dindar kalmadı…” Ona da baktı baktı, “ı ıh!” dedi, “bunu hiç anlamazlar.” Napim napim diye düşünürken, edebî kamudaki kanonlardan, çetelerden bezmiş, kayırmalardan iğrenmiş, hainliklerden, hasetlerden, kıskançlıklardan tiksinmiş bir yazar arkadaşının naklettiği aklına geldi. “hah” dedi, “bak bu olur.” Özenle yazdı, noktalama işaretlerini düzenledi. Birinci öyküyü yazmağa başladı : “Allah, hasedi dünyaya on parça indirmiş; dokuzunu yazarlara, birini diğer insanlara dağıtmış. Yazarlar itiraz etmişler, ‘o birini de bize ver Yarabbi’ diye…”

 

(*) Yazarın yeni yazdığı, yakında yayımlanacak olan YAPRAĞI GÜZEL adlı öykü dosyasından/kitabından…
 
 
 
 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir