Mümkün değil sofrana kurulmak öylece
Bir öğle sıcağına mağlup ettirmeden yaşama sevincini
Yeni kadın olmuş kız utancıyla
Bir hoyrat genç hıncıyla
Dikelebiliyorken soysuzluğa
Çürümüş çitlerden, ıslak avlulardan
Ölüm kusan namlulardan nazlanarak aşıp
Beyaz çiçekli elbisemize pas değdirmeden
Tank sesleri sürtünmeden daha
Koca bir başkentin insan kusan balkonlarına
Kaldır nazlı başını bir bak
Gök değil bu başımıza tüneklenen
Kustuğu yağmur değil bulutların
Öyle olsa bilirdim, muhakkak bilirdim
Bak işte kurumuş ten ve ıslanan toprak
İşte bir ben dualarla muştulanarak
Bir ihtilale gebe kalan o koynuma
Bir bayrak işler gibi saçlarınla
Bir ömür ve yıllarca
Sakladığım içimi dökebilmek için
İşgal ve ihtimaller altındaki bu yeni sana
Kirpiklerinde eğirdiğin ışığı artık avcuma bırakabilirsin
Anla, anca sen bilirsin
Yağmur tutmaz delik avuçlarımız
Akar gider gözyaşlarınla toplama sevdalar
Şükür ki yenildik kavgalarda isimsiziz
Adımız kazınmayacak boş duvarlara
Kazınsa bulunacak kemikleri belki gerçekliğin
Ama yalanı çiğnemek tok tutuyor
Beyin tokmağında sıradanlaşmış günlerimizi
Kırdık pencereleri, tarihle işlenen perdeleri yırttık
Beklenen güneş doğmaz artık
Yorulacak ve gocunacak değilim
Sırtımı sana yaslamaktan ve toprağa
Muntazam bir hayranlıkla bin yıllık çınarlara
Yeşermekten değil kızgınca palazlarken gövdemi
Kalmadı suyu çekilmiş meyvelerde
Ve içi çekilmiş bende bahar özlemi
