Sana iyiliği öğretebilecek kadar kısa kalmadım bu hayatta
Gördüm kafataslarını kıran kin ve nefreti
Gördüm, ağızlarını kanlı kılıçlarla bileyleyip
Bembeyaz üniformalarla localara kurulmuştur tüm savaş suçluları
Kanunlara sığınacak kadar çaresiz değilim
Tenha bir an kovalamaktayım kalabalık düşüncelerde
Kaldır ıslanmış vücudunu ve anla
Asil bir kucakla gelmedim sana
Üstümde isli bir yaşanmışlık
Ruhuma bol gelen sahte bir mutluluklar var
Kemikten bir makasla sıyrılıyorum işte, anlasınlar
Çıplak dövüşecek kadar korkusuzum
Öldürdüm ölümü artık korkmasınlar!!!
Haydi, cesaretle durulan ve şehvetle kımıldan artık
Nasırlanmış gözlerimi kabul et
Gözlerimden iç tüm yaşadıklarımı
Kulaklarına fısıldadığım bağrışmalarımı unut
Çünkü ben doğduğumdan beri denesem de defalarca
Annem kadar güzel türküler devşirmedim çingene kızlarından
Bakırdan tırnaklarınla dokun, pas değildir üstümdeki
Çünkü benim tenim bohçalarda saklanacak kadar narin
Usta cerrahların eline yakışacak kadar asildir
Tam da bu yüzden
Kasıklarında başlattığın her fırtınada bir parçam kopar
Düşerim savaşları mümkün kılan sözlerin üstüne
Anla düşeceğim
Benle birlikte koca bir dağ düşecek
Toprağa değen eteğini sıyır
Topla tüm çocukları
Avutacaktır artık anneleri
Beşikler, biberonlar karyolalar
Ve kustur ince parmaklarınla
Göğüslerden aynı kaderi emen bebeleri
Aç çıkacağız bu yola
İçince doyacağız çılgınca düşleri….
