Daha hiçbir şey bilmeziken
ve ansızın
irilir çocuğun gözleri karanlıkta
kaç metrekare yüreği?
kör ve ebe yaptığı masumluğu
aradı gün batımında
bir göçe saplanıp kaldı ayakları
delikli uykularda masalsız uyudu

Daha hiçbir şey bilmeziken
ve ansızın
irilir çocuğun gözleri
böylesi geç bir saatte kim geçiyordu
zamanın ve rüzgârın içinden

Oturmuştu ormanın içinde bir tümseğe
rüzgârın dokunuşuna boyun eğiyordu
mevsimler geliyordu ve
taşındığı her mevsim
daha önce ihmal edilmiş
sırların bir kaydını bırakıyordu
hiçbir ses boşuna değildi
uçurumlar çalkanıyordu gürültüden
yapaksız ağaçlar, buz tutmuş kayalar
çın çın ötüyordu
gür bir meşe ormanında
bir tohum dalından kopup
kuru yaprakları hışırdattığında
ya da
irkilten bir sesle toprağa düşüverdiği zamanda
bu uyumlu müziğin getirdiği
yalınlığın yalnızlığın sesi boşuna değildi
kara bulutlardan bir sağanağın
boşalması vecd ile
yamaçlardan aşağı doğru
akıp gücü azalmadan
bir nehir olup akan
mavi baştankaranın ötüşünü duyuyordu
tomurcuklanan ormanda
şen şakrak
sanki bir uykudan uyanmış gibi
kayanın üzerinde açıyordu tek bir mavi çiçek
sonsuzluğun harfleri
evvel ve son orada ve
sonsuz olan

Kalktı oturduğu tümsekten
gitmesi gereken yol apaçık
inip gitmekti yokuş aşağı
akıntısı ve sesiyle nehrin

 

FATMA LEYLÂ DENİZ: Hacettepe Üniversitesi Almanca Biyoloji Öğretmenliği’nden mezun old. Aynı üniversitenin Fen Fakültesi Sistematik Zooloji Bölümü’nde yüksek lisans yaptı. TÜBİTAK Deniz Bilimleri Çevre Araştırma Grubu’nun projelerinde araştırmacı olarak çalıştı.

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir