Yokluyorum yeryüzünü payım varmış gibi
bir bir kıpraşan ne varsa kalıplarda
bir bir kışın ve yazın saklı ilişkilerini
Sanki heybesi ya da cebi varmış gibi yokluyorum
-Sormayın, unutulmuş bir adı sayıklıyorum
Yokluyorum gökyüzünü başım dikmiş gibi
bir bir uçuşan ne varsa boşlukta
bir bir zirvenin ve dibin benzersiz ikizliğini
Bakmayın, izim kalsın diye gülümsüyorum
ve gökten düşen üç hata
burkulmuş bir soruyu veriyor gözlerime:
-Varlık hiçlenemez mi yorulmuş bir yordamla
Yokluyorum varlığımın iç yüzünü
Sayısız hata bulaşıyor ellerime
ve içerde değmeye korktuğum ölüler
gömülmek yakılmak istemekteler
Kime versem alır bu yükü, kime
-İçimde ölenlerin yası bitmez kendi ölümüme
Yokluyorum bir çoğulun her yüzünü
Umutsuz başlıyorum belki aramaya
Değdikçe beliriyor
tam olarak neresinden kanattığım
Bir bir ne varsa içime attığım ve birden
sonrayla soruyorum kendime:
-Hak ettiğim o varlar çağı nerde?
