önce okuyordum biraz hızlı geçtim anlamları
kitabın arasında kelimeleşmiş harfiyen kemikleri
ile can diye biri çıktı gözüme doğru bitkisiz kara parçası uzattı
burada bırakabilirsin dedi, sıkılmış hızlı okuyordun
dünden beri kimseyle konuşmamış olmanın verdiği alışkanlıkla
sustum okumaya devam ettim
can her sayfada bana bir şey uzattı.
kibrit, dal sigara, kahve, denizaltı odası, inci sandığı,
ayna (buraya kadar elimi uzatmadım) ve sonunda gece.
saate baktım akşama epey vardı.
geceye dokundum hava karardı.
saat ayarlandı bire.
can yatakta oturuyor elinde kitabım.
sayfaya baktım sayfadan bana baktım birde,
galiba sayfayı çevirirken aynaya da dokunmuş olmalıyım.
elimde de vakit vardı, kırayım mı dedim vakti.
cevap verdim, burada biraz duralım.
can döndükçe sayfalarda sadece elimde gece.
döngüden çıkamadım.
okumaya devam ettim can sayfada beni görüyor uzattığımı görmüyor
“bitkisiz kara parçası geceyi bekliyor”
cümlesini okuduğumda asıl vakte döndüm,
gece olmuştu
pencerenin dışındaki vazoya tohum attığımda
canın kahkahası kırılan kemik sesi gibi yükseldi topraktan.
sokağa baktım artsız bir denizaltı odası geçiyor.
orada olmak istedim,
can topraktan filizlenip artık geçti dedi.
kimdi o uzak akraba yaşlı kadın,
inci sandığını görmüştüm evinde
üstüne oturup cin ali okumuştum
yaşlı kadın sigara istemişti annemden
annem can öldüğünden beri içmiyorum kahve yapalım mı demişti.
uyuyakalmış gece uyanıp ağlamıştım.
