Müştehir Karakaya’ya
Sürekli kanayan bir yanardağ senin yüzün
Akışkanlığını yüreğine damıtılan sakalından almış
Mor bir ölümün son dakikalarında
Sesine bulanmış bir nilüferin çığlığı sızıyor ömrüne.
Öyle kirli ellerin yoktu bu sürgünde
Güneşe çalan bir yanın yoktu
Ayaza çalan bir yanın bu soğuk iklimde,
Kışın ölümü nasılsa bahardır, ümitsizlik yoktu.
Arada kalmış şiirler yazardın kemiklerine batan
Ölümü mor bir renge katan ellerin
Düştüğün bu yerde ruhuna ilk kazmayı vuran ellerin
Lavlara dönüşmüş imgelerle yıkıyor okyanusu.
Kanayıp tazelenen bir yara bulunduğun yer
Kutlu olsun arafın, kal orada, aşka tutsak
Kal orada yüreğinde gümüşten bir ibrik
Sulayarak yeryüzünün yontulmuş kelimelerini.
