Sonunda buldum dediğin neyse o, yitip eriyecek, bir buhurdan
Neyse o yağmur yağdıran ellerini, geri ver bana; içime damıt
Bir bakışta göremediğin yılkı günlüğüne, beni geri döndür
Bahar ekilmişti son gördüğünde buralara, çileden bir meşkle
Yeniden yeniden ekilecek toprağa, keşke dedirtme bana
Gün güne ulandı, Celal abi ah, keşkeler keşik savacak

Şimdi son kere gördüklerini hatırlamasan da, gördüğün umurdan
İpeksi bir göğe yükledi karıncalar sevinçle olan biteni derecekler
Olan bitenin ağır yükünü kim bilecek, kim besteleyecek
Ağustos böceğine onca laf etmişken La Fontaine
Gidenin kadri gelende gergef gibi, seyrine daldığımız gün bitecek…

Siyah saçları vardı gençliğin gümrah naraları, deli bir kandan
En çok senin cakan sarardı dünyayı Celal abi, ah ki o mahalle geri gelmeyecek
Ellerini dağıttılar sen gidince en çok gözlerini, bir baharla bir şıvgın gibi
Sarı kavruk yazlarda kalakaldın şimdi vitrinlerde görülmez o morlu çiçek
Bırakıp gittiler bizi, fiyakalı seksenler üç düğmeli yetmişler; gün indi inecek…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir