Karnımız doyup, yeşil çay içen hepimizin keyfi yerinde. Dağdan esen serin rüzgâr, bizi serinletti. Böyle anlarda Kubat’ın ağzı hiç kapanmaz, devamlı konuşur:
−“Hayatımda ilk defa bu kadar çok yedim.”
Hepimiz güldük. Kubat daha çok coştu.
Kubat kendi babasına baba, bana da büyükbaba der. “Benim babam, işte bu köşede oturan Buva” der.
−“Buva Senin baban var mıydı?”
−“Vardı. Babasız insan olur mu hiç?”
−“O zaman senin babana ben ne diyeceğim?”
−“Benim babam, senin deden olur.”
−“Dedenin babasına ne denilir?”
−“Dedenin babasına büyük baba derler.”
−“Buva, büyük babanın babasına ne derler?”
−“O, senin yedinci baban olur.”
−“İnsan, bunların hepsini nasıl aklında tutar?”
−“Bunları bilmek, daha önceleri herkes için zorunluydu.”
−“Buva, ben bunların unuturum. Aklımda tutamam.”
−“Sürekli söylersen aklında kalır. Unutmazsın.”
−“Buva, sen bunların hepsini biliyorsun değil mi?”
−“Biliyorum yavrum.”
−“Buva, sen artık çok ihtiyarladın değil mi?”
−“Evet, çok ihtiyarladım.”
−“Çok fazla yaşadın değil mi?”
−“Evet, kısmetimiz kadar yaşadık.”
−“Buva, yüz yaşına geldin mi?”
−“Daha gelmedim, yavrum.”
−“Yüz yaşına kadar kim yaşar?”
−“Senin deden yaşar.”
Kubat, bir anda sordu:
−“Buva, sen ne zaman öleceksin?”
Biz çok şaşırdık.
−“Benim ne zaman öleceğimi mi sordun?”
−“Evet, Buva.”
−“Ben, sen öldükten sonra öleceğim.”
−Annem bir anda yerinden zıplayıp, “ağzını hayra aç” dedi.“Niçin böyle konuşuyorsun, kuzgun? Çocuk öylesine sordu sana.”
−“Hanım, ben çok doğru cevap verdim.”
Annem, babamın verdiği cevaba çok sinirlendi.
−“Ağzından yel alsın. Çocuk öleceğine sen öl daha iyi.”
−“Bu, doğru cevap hanım.”
− “Doğruymuş yine!”
Gülümseyen babam, anlatmaya başladı:
−“Sen öldükten sonra öleceğim dememin bir sebebi var, hanım. Benim bundan sonraki hayatım, torunumun ne kadar yaşayacağına bağlıdır. Torunum beni gördü. Beni çok seviyor. Ölene kadar beni unutmaz. O, seksen sene yaşarsa ben de seksen sene yaşarım. Buva’nın bundan sonraki ömrü, torununun ömrüne bağlıdır, hanım.”
ASANBEK STAMOV :Ünlü Kırgız yazar, çevirmen ve romancı Asanbek Stamov, 1938 yılında şimdiki Çüy şehrinin, Moskova kasabasına bağlı olan Çongarık köyünde dünyaya gelmiştir. 1962 yılında Kırgız Devlet Üniversitesi’nin Filoloji Fakültesinden mezun olmuştur. Sonraki yıllarda çeşitli okullarda öğretmenlik yapmıştır. Sonra, sırasıyla Radyo Komisyonu redaktörlüğü (1964-1966), Devlet Yayınevi redaktörlüğü (1967-1969), eğitmenlik (1969-1971), Devlet Yayınevi müdürlüğü (1971-1973), Kültür Bakanlığı vekilliği (1973), Devlet Radyo-Televizyon Komisyonu müdürlüğü (1985-1987), Kırgızistan Yazarlar Birliği müdürlüğü (1987) ve “Çalkan” Dergisi redaktörlüğü (1989) görevlerinde bulunmuştur. Ayrıca Kırgız Meclisinde milletvekilliği de yapan Stamov Kırgız Edebiyatına olan hizmetlerinden dolayı çeşitli madalya ve unvanlar ile ödüllendirilmiştir.
Stamov 7 Ağustos 2010 tarihinde 72 yaşında vefat etti. Öldüğünde geriye yazılmış birçok eser bıraktı. Bu eserlerden bazıları şunlardır:
Tanışma (Hikâyeler), Frunze (Bişkek), 1966
Sonbaharın Sonlarında (Hikâyeler), Frunze (Bişkek), 1969
Yeni Akraba (Hikâyeler), Frunze (Bişkek), 1973
Doludan Sonra (Hikâyeler), Frunze (Bişkek), 1976
Çüy Destanları (Hikâyeler), Frunze (Bişkek), 1978
Ak Kar (Hikâyeler), Frunze (Bişkek), 1981
Yol Üzerindeki Yalnız Ev (Hikâyeler), Frunze (Bişkek), 1985
Yazarın Rusça yazılan eserleri
После Ливня: (Roman) Duş Sonrası 1978
Ивы-Близнецы: (Roman) Söğüt-İkizler 1985
Поздней Осенью: (Roman) Geç Sonbahar 1986
Три Доброделя: (Roman) Üç Dobradel 1992
