i
kendini bıraktı da ateşi eritti buz
diyor kızım
sigaramın ateşi gecenize çarpmıştı
biraz olsun karanlığınız yanmadı mı
hayat açık ara yara
hep önde
etime bata çıka
tüm köşelerimi kırdı da
tüm kıyılarımı aldı da
denizimden
hayat aradığın yanlış numara
beni artık çevirip durma
diyor kızım
ii
sen kalbimde öylece
kalakalmış kalamış
hangi fotoğrafa baksam o poz
hangi fotoğrafa baksam o yakamoz
sönmüyor sönmüyor
ben bu ateşi suda da yaktım
topraktan sonra
kalbimin en hızlı rüzgarın en ölgün zamanında
şu kayalıkta
bir kül bir gönül müzesi oldu bu şehir
ormanlar sevişildikçe yeşerir
öpüşmek tutuşturmanın hikmetidir
diyor kızım
iii
şu suyun simasıydım
şu taşın simyası
şu bakışın semasıydım
şu akışın sılası
şu öylece kalmışlığın tenhası
şu kalbin dahası
narın hası
kalbin hasarı
her gün bakıp büyüttüğü yarası
şu etin
ellerinle ördüğün bu akşamın
hasırı
iv
damağımı ıslattın
ekmeğimi ıslattın
toprağımı ıslattın
bu sabah
yılların bayatı ekmeğimi ısıttın
dudağımı dimağımı
yıllardır kupkuru otağımı
bir gece yarısı
tavanaramı ısıttın
kuşları
cemre gibi kalbe düşen
bakışları
v
şemsiyemi sana açtım
artık güneşine de
yağmuruna da varım
diyor kızım
sana kurdum artık çadırımı
ne ev ne bark
kalbine kabile hayatı
bir güz kabilesi
bir leylak kafiyesi
bir deniz bir martı kadifesi
vi
ey zaman değirmenine taş olduğumdan
buğdayım esmerim eskimişim
kas sistemim sinir sistemim
iskelet sistemim çökmüş de
dizlerinin üstüne
koymuşsun bir an başını
sanki dağılmış bir sofranın toplanması
bir ağacın saçılmış yapraklarının
dibine yeniden süprülmeye başlanması
vii
bir tek sana anlatabildim
kendimi
karanlık
bir tek sende karşılığı vardı
yanıyor olmamın
diyor kızım
viii
ah dağarımı dağlıyor bekleyiş
bir şiir gibi işliyor gergefe ipliği
sensiz bir intihar ırmağı
boğuyor ekinimi
gün ışığı naklediyor etime
iliklenmiş geceye iliğini
bir ilmek kursuna yazdırıyor
irmik tatlısı kalbimi
bu yangı
bu yanılgı
bu yangın
bir kıvılcımla
kül oldum baba
kün
kul oldum
yaş tütün
tarlasıydım
sırılsıklam
ix
kalbim kalbinle uyanmış doğa
bakışların kaç şiir antolojisi
trenin rayı tutuşu
dağın dağla sırt sırta verişi
dağın dağa sırt verişi
kar kış uzun yol ve anı çardağı
avuç içinde tuttuğun çay bardağı
yalnızca sıcaklığını geçirmezdin
demini de geçirirdin bana baba
soğuğu koyuluğu yoksunluğu yoksulluğu
oyuğunda dindiren vadi
bir ömür nereye akarsa aksın
nehrin kaynağına dönme vaadi
x
düşündür benim döşeğim
başımın yuvası düşündür
serçeden bir poyrazın
saçak altı yağmurlaması
sensiz güz düğümleri çözülmüş
bahçeyi üşüyüşümdür
xi
taşla taşla ölmüyor
kalbimdeki şeytan
diyor kızım
taşla taşla olmuyor
insanın kendisi
kendisine!
baba
