Unutmanın sildiği resimler Hüseyin Akın’ın çıkan son deneme kitabıdır. Mayıs (2020) ayında Şule Yayınları’ndan çıktı. İlk deneme kitabı Deneme Yanılma (2003) ile arasında on yedi koca yıl ve bu yılların yazara kattığı tecrübeler var. Kitabı elinize aldığınızda belki de kitabın adını ilk duyduğunuzda hemen zihninizde bir film akmaya başlıyor.

Herkesin resimleri ve unuttukları vardır. Son dönemde teknolojik ilerlemelere mukabil elimizde dolaşan fotoğraf sayısı azalsa da, hepimizin bir hatırlama anını bir resimle yan yana düşündüğü zamanlar olmuştur. Bir resmin silinmesi, bir anımsama anının da elimizden kayıp gitmesi demektir. İşte kitap da bu yönüyle tam olarak unuttuklarınızı, daha henüz silinmeye başlayan bellek kayıtlarınızı ve sık sık hatırladığınız ancak eninde onunda unutma uçurumundan yolcu edeceğiniz duygu ve fikirlerinize sizi yeniden çağırıyor.

221 sayfa olan kitapta, yazar deneme türünün ona sağladığı geniş dolanma alanının bütün imkânlarını kullanmış. Bazen hak ve haksızlık kavramı üzerinde duruyor, kültür ile iktidar arasındaki bağı irdeliyor. Bazen de seksenli yılların şiir kitaplarını bir kelime sergisiyle zihin galerinizde sergiliyor. Konuların çeşitli olması, bir yanıyla sizi doyacağınızdan emin olduğunuz bir sofraya oturduğunuz hissini veriyor. Öte yandan deneme kitaplarında karşılaştığımız hemen okunup, sindirilip rafa kaldırması noktasından da sizi uzak tutuyor. Ne de olsa bir şair zihnidir, kıvrımlarında dolaştığınız. Öyle hemen kendini veren metinler değil. Zaman zaman bir başlığı sezinlemek için bile bir durmanız, bir dinginlik yaşamanız gerekebilir. Her yazarın yazdığı metinlere sirayet eden bir tınısı muhakkak vardır. Hüseyin Akın’ın sakin, duygularına hâkim, ilk kez keşfettiği bir durum üzerinde bile bunu hayatın ritmi içinde olağan sayan kişiliği bu deneme kitabının da karakterini çizmiş gibi görünüyor.

Her birimizin günlük hayatta ortak olarak kullandığımız deyimler, atasözleri, bir olay üzerine sabitlediğimiz bakışlarımız var. Yazar tüm bunları toplamış, elindeki malzemeleri dilin imkânlarına da yaslanarak size bambaşka duygu ve düşünceler derlemiş. Mesela “canı burnunda” ve “can kulağı“ deyimlerini aynı paragrafta zikrederken; “insanın canı ile burnu arasında ilişki olur da hiç canı ile kulağı arasında olmaz mı?“ gibi cümleler kullanıyor. Günlük dediğiniz şeyleri yeniden ele almaya davet ediyor. Sadece yazılara seçilen başlıklara bakarak bile karşınızda farklı bir zihin olduğunu anlayabilirsiniz. Birkaç örnek vermek gerekirse; “şuara ne haldedir şu ara” “her türk çocuk doğar”, “gün gelecek herkes 15 dakikalığına kendisi olacak” vb.

Eğer siz de bakış açısının bir büyü olduğunu fark etmek ve sıradan olanın, sizin ona sıradanlık atfettiğiniz için öyle olduğunu görmek isterseniz unutmanın sildiği resimleri edinebilir ve hatta okuyabilirsiniz.

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir